DOLAR 31,5776 0.01%
EURO 34,3530 -0.02%
ALTIN 2.146,31-0,11
BITCOIN 21609749,49%
Elazığ

AÇIK

06:02

İMSAK'A KALAN SÜRE

MISIR ve İSRAİL İLİŞKİLERİ
28 okunma

MISIR ve İSRAİL İLİŞKİLERİ

ABONE OL
Nis 5, 2021 12:10
MISIR ve İSRAİL İLİŞKİLERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gelişen süreçte; 2013 yılında ki Mısır’da Müslüman kardeşlerle ilgili gelişmeler den sonra Türkiye-Mısır arasındaki problemlerin başlaması ile geçen 8 yılın ardından, yakın süreçte ki küresel dengeler de gelinen noktada, Doğu Akdeniz meselesi başta olmak üzere iletişim yolları açılmaya başlamış ve diplomasi atakları ivme almıştır.

Türkiye’nin bu süreçte ki diplomasi atağını belki de çok daha önceden yapması gerekiyordu. Deniz yetki alanları ile ilgili olarak; 2013 yılında ki kırılmadan sonra Türkiye ile diplomatik olarak soğuyan Mısır’ın, Yunanistan ile yaptığı deniz yetki alanı anlaşmasında Türkiye’nin kıta sahanlığına dikkat etmesi realist bir adımdır. Sorunlu konularda bir araya gelmek zor olsa da, Türkiye ve Mısır’ın bu denklemde ki ortak çıkarlar ekseninde koşulsuz bir araya gelmesi gelmelidir. İhvan üyelerinin Avrupa ülkelerinde daha aktif olduğu dönemlerde ve özellikle İngiltere’de yoğun faaliyetlerde olduğu dönemde, Türkiye’nin bu konuda çok daha pasif olması ve dengeli gitmesi ülke çıkarları açısından mevcut Mısır yönetiminden uzak kalmasını gerektirmemektedir.

Bugün İngiltere ve bazı batılı ülkeler İhvan üyelerine hem medya hem de maddi destek anlamda daha fazla destek vermelerine rağmen, Mısırla sorun yaşamaması, Türkiye ile neden daha fazla sorun yaşandığını düşündürmektedir. Yunanistan’ın sınır olarak Mısır’a bu kadara uzak olmasına rağmen, Kıbrıs Rum tarafını bahane ederek burnumuzun dibine kadar sokulması Türkiye’nin dış politikada çıkarlarını korumasını gerektirmektedir. BİDEN döneminin politikaları da Ortadoğu politikasını etkileyecek daha fazla uzlaşmayı gerektirecektir.

İki ülke arasında tabi ki sorunlu başlıklar vardır. Bazı şartlar gerçekçi olması da uzak durulması gerekmektedir. Bu nedenle; iki ülke arasında ortak çıkar ekseninde önemli ve yol alınabilecek noktaları anlamak lazımdır. Libya ile Türkiye’nin anlaşması, Türkiye’nin diplomasi ile Libya meşru hükümeti ile dengeli politikası, Libya ile sınırı olan Mısır’ın Türkiye’ye kontrollü ve makul yaklaşmasını gerektirmektedir. Türkiye deniz yetki anlaşması yani Libya ile meşru hükümeti ile yaptığı anlaşma ile Mısır’ın da güvenliği de korumuş olmaktadır. Türkiye’nin etkili dış politikası doğrudan Mısır’ın güvenliğine katkı yapmıştır. Libya’daki silahlı çatışmanın Mısır’ın faydasına olmadığı, Türkiye’nin siyasi çözümünün Mısır’a yarayacağını yetkililerin daha mantıklı görmesi ile mevcut sorunlu statükonun yıkılması, Türkiye-Mısır-Libya üçgeninde ülkelerin menfaatinedir. Türkiye Libya’ya müdahale etmeseydi barış süreci ertelenecek, uzun vadede Mısır’ın güvenliği ve etkinliği azalacaktır. Gelinen noktada ülkeler arasında verilen mesajla Türkiye ile çok olumlu olmasa da, olumlu anlamda mesafe kat edilebileceği ile ilgili umut taşımaktadır.

Türkiye-İsrail ilişkilerin de bu bağlamda gelişmesi, Arap ülkeleri’nin tutumu ile dengeli olmalıdır. Türkiye-İsrail ekonomik ilişkilerin devamı siyaset ile birlikte tekrardan inşa edilmelidir. TRUMP döneminde İsrail’in bölgede ki etkinliği Körfez ülkeleri ile yaptığı anlaşmalar, Mavi Marmara baskını sonrası açılan mesafenin yakınlaştırılmasını gerektiriyor. Türkiye Kudüs sorununa sahip çıkmalı, ancak Arap dünyasının tavrının Türkiye’nin tutumunda yumuşama yapmasını gerektiriyor. İsrail ile yapılacak etkili diplomasi ile statünün geliştirilmesi, ilişkilerin normalleşmesi hem Suriye politikasına hem de hem de Türkiye’nin güvenliğine fayda sağlayacaktır. Kazan-Kazan politikası ile Doğu Akdeniz de değişen bölgesel düzende İsrail ile ikili sorunlar dışında tarihi dinamiklerle bu politikasının jeopolitik eksende düşünülmesi gerekmektedir. Ekonomik ilişkilerde ortak noktada, Türkiye–İran ilişkisi ayrı tutularak Türkiye-İsrail-Arap dünyası, İran’ın Suriye ve Azerbaycan politikasında ki çoğu noktada Türkiye’ye karşıt politikaları ile Türkiye’nin İsrail politikasını tekrar düşünmesini gerekmektedir. Türkiye-Rusya-Katar ortalığının da dünyanın ilgisini çekmekte ve Türkiye’nin elini güçlendirmiştir. Suriye konusunda Türkiye ile Rusya’nın adımı Arap dünyasının tavrını da etkilemektedir. Türkiye Katar ile ilişkilerine Rusya’nın katılması önemlidir. Katar’ın körfez ülkeleri ile bir nebze düzelen ilişkilerinde Türkiye’nin Astana sürecinde yeni bir oluşuma gitmesi, Türkiye’nin etkinliğini arttıracaktır. İran’ın nükleer politikalarını gözden geçirmediği müddetçe ABD ile mesafeli olacağı bunun Rusya’nın da

farkında olduğunu ortaya koymaktadır. Suriye politikasının değişmesi, Katar’ında işin içinde olması bölge için önemlidir. İran’ın Karabağ sorununda ki tutumu, Türkiye’ye karşı bazı sert açıklamaları İran’ın ılımlı politika gütmemesinin, istikrara zarar vereceğini düşündürmektedir. Ortadoğu da ki küresel ve bölgesel güçlerin BİDEN döneminde yeni pozisyon alması, Türkiye’nin ortak çıkarları ile bölgede ki dengelere olumlu katkı yapması gerekmektedir. Suriye politikası’nın ilerlemesi, Batı ülkelerinin vereceği desteğe bağlıdır. Göç ve insan hakları ile Türkiye’nin bölge aktörleriyle uzlaşma sağlamalıdır. Ülke dış politikaları ve ulusal çıkarlar çözülemeyecek sorunları halının altına atarak Türkiye’nin Mısır ve İsrail ile ortak gelecek de buluşmasını gerektirmektedir.

Sağlıcakla kalın.

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.