DOLAR 31,5812 0.02%
EURO 34,3265 -0.03%
ALTIN 2.144,06-0,21
BITCOIN 21605667,83%
Elazığ

AÇIK

06:01

İMSAK'A KALAN SÜRE

Prof.Dr.İnanç Özgen

Prof.Dr.İnanç Özgen

12 Ekim 2022 Çarşamba

GERÇEK BİLGELİK

GERÇEK BİLGELİK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsa­noğ­lu mev­cut yüz­yıl­da, in­ter­net­ten öğ­ren­miş ol­du­ğu sığ bil­gi­ler­le her ko­nu­da ahkam kes­me­ye baş­la­mış­tır.
Bu üst düzey makro bil­giç­lik ken­di­ni her­bo­ko­log zan­ne­den zat­la­rın ol­du­ğu bir dünya ya­rat­mış­tır.
Ağa­bey sen ne işle uğ­ra­şır­sın?
Ağa­bey ben her işi ya­pa­rım, zih­ni­ye­tin­den, in­ter­net ve go­og­le dü­şü­nür­le­ri ve bil­giç­le­ri doğ­muş­tur.
Fut­bol­dan, sa­na­ta, sa­nat­tan si­ya­se­te her şeyi bilen bu zih­ni­yet, kı­ya­fet­le­rin en gü­ze­li­ni giyip, en güzel ka­fe­ter­ya­lar­da otu­rup si­ga­ra­sı­nı tel­len­dir­mek­te, in­san­la­rın beyin hüc­re­le­ri­nin içine et­mek­te­dir­ler.
Bu bil­gi­le­rin ka­lı­cı­lı­ğı uzun sü­re­li de­ğil­dir.
Bu zih­ni­yet­te ise­niz, sa­at­lik ko­mu­nist, kısa sü­re­li is­lam­cı, kısa sü­re­li halk­çı ve kısa sü­re­li mil­li­yet­çi ola­bi­lir­si­niz.
Kar­şın­da­ki in­sa­nın ne ol­du­ğu ve ne dü­şün­dü­ğü­ne göre kendi en­tel­lek­tü­el­li­ği­ni de­ğiş­ti­re­bi­lir­si­niz.
Bazen dün­ya­nın en asil ır­kı­na ait ol­du­ğu­nu his­se­dip sur­la­rı aşar, in­san­la­rı kat­man kat­man sı­nıf­lan­dı­rır­sı­nız.
Ama her soh­be­tin so­nun­da, ye­ni­den bir dünya di­zayn eder, el ele ve kar­deş­çe­si­ne tür­kü­ler söy­le­ye­rek ma­sa­dan kal­kar­sı­nız.
Bu kısa sü­re­li de­ği­şik­lik­ten ve fikir tar­ha­na­sın­dan kur­tul­man çok zaman almaz.
Çok kısa sü­re­de fab­ri­ka ayar­la­rı­na geri dö­ner­si­niz.
Çünkü ko­nuş­tuk­la­rı­nı­za sizi bile ikna et­me­miş­tir.
Çünkü böyle bir dünya yok­tur.
İnsa­nın en temel öğ­re­ti­si, hiç­bir şey bil­mi­yor­muş gibi te­mel­den baş­la­yıp, yeni öğ­ren­di­ği şey­le­ri bel­lek­te sak­la­mak için sü­rek­li tek­rar ya­pa­rak, beyin hüc­re­le­ri­nin üst epi­te­lin­de kalan sığ gö­rüş­ler­den kur­tul­mak­tır.
İnter­ne­tin fay­da­lı yön­le­ri­ni alıp, temel öğ­re­ti­ler­le şe­kil­len­di­re­ce­ği bir fikir dün­ya­sı oluş­tur­mak, geç­miş öğ­re­ti­le­ri ya­ba­na at­ma­yıp, kül­tür fi­lo­zof­la­rı­nı ve dü­şü­nür­le­ri­ni ya­şa­dı­ğı yüz­yıl­dan alıp, kendi yüz­yı­lı­mı­za monte edecek yol ve öğ­re­ti­le­ri bul­mak ve be­lir­li ko­nu­lar­da uz­man­la­şa­rak te­mel­den tü­me­va­rı­ma var­mak­tır.
Sok­ra­tes’in şu önem­li ve dik­ka­te değer sözü ile işe baş­la­mak, bence günün ka­za­nı­mı ola­cak­tır.
“Ger­çek bil­ge­lik, hiç bir şey bil­me­di­ği­ni bil­mek­te yatar.”
Sok­ra­tes
Say­gı­la­rım­la…

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ

Devamını Oku

KÖMÜR, ELMAS ve IRK­ÇI­LIK

KÖMÜR, ELMAS ve  IRK­ÇI­LIK
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kömür ve Elmas’ın özü aynıdır. Yani ikisi de Karbon (C) ‘dan oluşmuştur. Ama biri simsiyah kömür, diğeri ise pas pas parlayan elmas olmuştur. Kömürün kimyasal bileşenlerinde, çoğunlukla karbon (C), Hidrojen (H), Oksijen (O), Kükürt (S) ve Azot (N) elementleri bulunmaktadır. Elmas ise yüksek basınç altında oluşan yine Karbon (C) içerikli bir bileşiktir. Çok serttir. 3547 santigrat derecede ancak eriyebilir. Bu değer altının erime derecesi olan 1064 santigrat derecenin üç katıdır. Demir’in ise erime noktası 1535°C’Dir. Kömür ise 500 C’de. Yani elmas, kömürle aynı kökenden gelmesine rağmen oldukça dayanıklı ve sert bir cisimdir. Elmas, dünyanın merkezine yakın bir yerde oluşur ve yeryüzüne sarsıntılarla çıkar. En saydam ısı yansıtıcısıdır. Yaşı oldukça fazladır. Bir elmasın oluşması için 1 milyar yıl gerekir. Muhtemelen bu oluşumda yeryüzüne çarpan astreoidler ve gök cisimlerinin oluşturduğu yüksek basınçların rol oynadığı söylenebilir. Uzay araştırmalarında gezegenlerde nano elmaslara rastlanmış, bir elmas kaynağı olarak yapılacak çalışmalarına kaynak oluşturabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle uzay araştırmalarının ayrı bir önemi vardır. Elmas’ın kaynağının kömürden çok diğer bazı karbon kaynaklarının olduğuna yönelik bitkilerin yeryüzünde oluşum sürecinden farklı dönemde oluştuğundan çıkarılabilir. Ancak ana konu her ikisinin de Karbon kaynağından oluşmuş olmasıdır.İnsanları da kömür ve elmas gibi düşünebiliriz. Bir insanın elmas olabilmesinin yolu, zorluklara daha çok göğüs germesi ve kazandığı tecrübelerle daha dayanıklı hale gelmesine bağlıdır. Isı, baskı, yani dünyevi sıkıntılar Elmas’ı eritebilir mi? Yani iradesini zayıflatabilir mi? Fiziksel olarak, kömürün ısınma derecesine göre çok daha zor eritir ve bozar. Batınide, yani zamanla bu zorluklara göğüs geren insan, elmas gibi parıldar. Yanmaz! Ama bu zorluklara dayanamaz, iradesini güçlendiremez ise yıllar içinde olgunlaşmış ve kömür olmuşsa bile daha küçük bir ısıda erir ve kor olur. Parıldamaz! Astreoidlerin çarptığı yerlerde oluşan elmaslar, yine depremlerle, yani insanın yaşadığı artçı sarsıntılarla tezahür eder. Bu tezahürün olumlu neticelenmesinin yolunda iki önemli haslet vardır ki bunlar sabır ve metanettir. Sabır ve metanetin meyvesi ise kalben elmas olmaktır.İnsan kömür yerine nasıl elmas olabilir? Bunun yolunu peygamber efendimiz öğretmiş. Dağın, taşın emanetini kabul etmediği bir âlemde, Allah’ın öyle bir yük veriyorum ki sırtına, kimse kaldıramazdı dediği yüce İslamiyet ve öğretileri Allah Resulünün sırtına yüklenmiştir. Vahiy geldiğinde heyecanında bayılan Resul, bu emanetin yükünü fazlasıyla hissetmiştir.

Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir devirde, ırkçılığın tavan yaptığı, siyah ve beyaz tenlilerin ayrıldığı, fakirle zenginin büyük uçurumlarda, efendi ve köle zihniyetinde yaşadığı bir dönemde, Asr ı Saadet devrini kurarak ELMAS bir nesli bina etmiştir.

İnsan hakları onun önderliğinde ve rehberliğinde değerlenmiş, İslam dini ile hayat bulmuştur. Geldiğimiz asırda, trafikte yol vermiyor diye pompalı tüfekle vurulan, istediği müziği bilmiyor diye başı kesilen insanların haberleriyle uyanıyoruz. Kadına ve kız çocuğuna değer vermeyen bir nesli, yani kapkara zihniyetleri, 1500 sene öncesinden eğitmeye başlayan bir peygamberin ümmeti olmanın şerefine nail olup, ELMAS düşüncelere dalmak varken, kömür nefislere dalmak, herhalde Karbon zincirine ihanettir.

Gelelim siyah ve beyaz tenli insan ayrımının cahilce sürdürüldüğü medeni ABD’nin tutumlarına: Bugün medeniyetin beşiği denilen ABD’de halen siyah ve beyaz ayrımı gündemdedir. ABD’li şarkıcı Kate Peryy’nin,  Rue Face (Kara Surat) ve Ora Face adındaki ayağa takılan sandaletleri ırkçılığın tezahürü olarak gündeme oturmuş ve satıştan kaldırılmıştır. Yine ünlü Gucci firması, ırkçı blakface akımını başlatan ürünleri ile tepki almış ve özür dilemiştir. İtalyan moda devi Prada’da maymuna benzer maskotlarda siyah insan silueti resmederek büyük tepki almıştır. En son; ABD’li rapçi ve tasarımcı Kanye West’in Paris Moda Haftası’ndaki sürpriz Yeezy defilesinde üzerinde “Beyazların Hayat Önemlidir” yazan siyah bir tişört giymesi, 2020 yılında gözaltındayken polisin boynuna baskı yapması sonucu hayatını kaybeden siyahi George Floyd’a gönderme yaparak ırkçılığın boyutuna dikkat çekmesi de, ABD’de halen sistematik ırkçılığın yapıldığının göstergesidir. ELMAS düşüncelerden ırkçlığa.

İnsanlığı tehdit eden bu soruna, İlk ezanı okuyan Hz. Bilal Habeşi neşter vurmuştu ama süper güç dedikleri ruhsuz birleşik devletler halen bu ELMAS hareketi anlamamış, Karbon zincirine ihanet etmiştir. Bu ırkçılık onların sonu olacaktır.

Sağlıcakla kalın.

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ

Devamını Oku

KANLI DOSYALAR KİTABI “BİR AYDIN BENLİ KİTABI”

KANLI DOSYALAR KİTABI “BİR AYDIN BENLİ KİTABI”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Polisiye tarzında yazılan kitap oldukça akıcı ve dikkat çekici. Yazarın uzun araştırmalar yaparak Baş komiser Hakan karakteri ile yapılan cinayetlerin çözümlenmesi bu süreçte gerek Baş komiser Hakan’ın, gerekse emniyet teşkilatının yaşadığı sıkıntıları, olayları çözümlerken yaşamın kendisi ile yüz yüze gelinmesini psikolojik bir tahlille güzel bir dille anlatıyor.

Yazarın Haymanalı olması, zaman zaman bu coğrafyanın içinde hissetmemizi sağlıyor. İnsanların sadece bir emniyet teşkilatı görevlisi değil aynı zamanda meslekte bir ruh içerdikleri bunu yaşamlarına yansıttıkları ve hayatı doyasıya yaşadıklarını anlatıyor. Bu süreçte yakın arkadaşlıklar Canan ve Özgür’ün şehadeti, cinayete giden süreçte katil profilleri, kurban profilleri, gerek sosyal ortamların mükemmel tahlili, gerekse farklı cinayet yöntemlerinin “Sodyum Siyanür” ustaca ifade edilmesi kitabın önemli bir araştırma çalışması içerdiğini gösteriyor. Kitabım özellikler dili çok iyi. Seçilen kelimeler, olay mahallin de ki çözümlemelerin o ortamın psikolojiyle anlatılması kitaba başka bir güzellik katıyor. İyi ki varsınız Sayın Aydın BENLİ. Sizi takip edeceğim. Gerisi yazarın kitabında. Mutlaka okuyalım.

Saygılarımla

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ

Devamını Oku

“UZAKLARIN ÇAĞRISI”KİTABI ÜZERİNE

“UZAKLARIN ÇAĞRISI”KİTABI ÜZERİNE
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kitap Nermin Güday KAÇAR imzalı. Gerçek bir yaşam öyküsü. Musa’nın İstanbul ve Ankara’ya kaçışı, abilerinin onu aramaya çıkması, ikinci kaçışı sonrası izini kaybetmeleri. Öğretmen okulundan mezun olan Murat’ın kardeşi Musa’nın kaçışından sonraki yaşam savaşı. Hüzünlerin, hüzünleri kovalaması. İki ayrı hayatı bir kitapta okuyoruz. Bu hayatları iki kitap kıvamında okurken, içerisine birçok hayatı sığdırıyoruz. Aşkları, deneyimleri, kaçışları, varoluşları…

Yazar bir kadın gözüyle erkek gözüyle yaşananları çok cesur bir şekilde kaleme almış. Bu hayatlarda yaşamın kendisi var. Kitap içinde o kadar hüzün bulutu var ki, arada güneşin açısıyla umutlanıyoruz. Kah eğitim sistemine isyan ediyoruz, kah yokluğa, kah sağlık sistemine. Zamanzaman yazar gerçek kesitlerde özlenenleri sıralıyor. İnsanın hayatta kalma savaşına değiniyor. Adetlere değiniyor.

Gerisi kitapta. Yazarı takibe devam edeceğim. Bu kitabı son kitabı. Ancak ben çıkardığı tüm kitapları silip süpürüp okuyacağım. Kitap müptelası yayınlarına teşekkür ederim. Mutlaka okuyun. Saygılar…

Devamını Oku

DENİZDE BİR DAMLA KİTABI

DENİZDE BİR DAMLA KİTABI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kitap müptelası yayınları tarafından kaleme alınan ve Turan EKİNCİ imzası ile okuyucuları ile buluşan “Denizde bir damla” isimli şiir kitabının öne çıkan notlarını paylaşmak isterim.

Kitap doğayı raks ettiriyor. Benzetmeler çok dokunaklı. Gözyaşların kuma benzetilmesi çok güzel.

Balıkçıların yorgunlukları ile eskimiş küreklerin iç çekişlerini, ruhların mekânlarla hayat bulduğunu, sevgilinin insan yüreğine dökülen damla misali yüreklere dokunduğunu söylüyor şair.

İnsanın özlemlerini hasretlerini açık açık söylemesi gerektiği, Deniz’in içindeki derinliklerin insanın iç derinliği, dalgalarının yorgun geçen yıllarla özdeş olduğu, kırık kalp parçalarının hançer bakışlarla daha da anlam kazandığı, sevgilerin paylaşıldıkça anlamlaşacağı, özledim demenin büyük bir kazanım ve anlam içerdiği, içindeki yangınların ancak sevgiyle merhametle söneceği, yürekten gelecek ahların, geriden gelecek ahlara yol açtığında vah o insanın haline.

Terkedilmişlerin, yalnızlıkların ihanetlerin, acılı yüreklerin ince dokunuşları mısralarda gizli. İnsanın sevince bunu doyasıya dile getirmesi gerektiği vurgulanıyor.

Dünyanın bir heceye sığdığını, gerçek sevginin yürekten olduğunu vurguluyor.

Yazar “Turan Ekinci” kısacası sevgi adına, hayal kırıklığı ve özlemler adına mısraları ağlatıyor. Özlemlere yaslamış göğsünü. Sevgiyi siper etmiş yarının mısralarında. Gerisi kitabında.

Şiirleri ve sözleri oldukça güzel. Yazarı tebrik ediyor, başarılar diliyorum.

Mutlaka okunması gereken bir kitap.

Saygılarımla

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.