height="132" />  
HAROĞLU KALESİ EFSANESİ

HAROĞLU KALESİ EFSANESİ

ABONE OL
Nis 2, 2021 22:14
HAROĞLU KALESİ EFSANESİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL
 
 

Urartu Kralı II. Argişti önemli kavşak noktalarından biri olan Haroğlu dağının eteklerinde inşa edilecek büyük bir kalenin hazırlığı için emir vermişti. Kuzey-Güney istikametinde inşa edilecek kale düşman akınlarına karşı bölgeyi koruyacaktı. Aynı zamanda bu kale ovada haraca bağlayacağı yerel aşiret ve beylerine bir gözdağı olacaktı.

Kral II. Argişti,  bu kalenin yapımı için oğlu İşpuini’yi Van’dan Haroğlu yöresine gönderir ve bu kalenin inşasını bizzat yönetmesini ister. İşpuini uzun bir yolculuktan sonra kalenin yapılacağı Haroğlu dağına ulaşır. Beraberinde Tuşba’nın en ünlü taş ustalarını da getirir. Yolda bazı çete saldırılarına maruz kalsalar da onları püskürtebilecek güçte bir koruma birliğini de beraberinde getirmişlerdir. Bu birlik; kolaylıkla saldırıları püskürtmeyi başarır.

Dağın eteklerine varıldığında, Güneş tanrısı Şiuini’nin gökkuşağı ile Kral işpuini’yi karşıladığını görür. İşpuini tanrılara kurban vermek ister. Beraberinde getirdiği deveyi kurban olarak seçerler. Bu iş için Arame’yi görevlendirir. Arame; tam kurbanın boğazına bıçağı dayamışken gökyüzünden altın gagalı bir kartal’ın süzülerek indiğini görür. Bunun tanrıların bir işareti olduğunu düşünür. İki başlı yılan çalıların arasından başını kaldırarak dilini çıkarır ve bir işaret verircesine sürünerek hızla kaybolur. Kurban vermekten vazgeçerler. Kartal kurban verilmekten vazgeçildiğini görünce süzülerek gözden kaybolur. Gözden kaybolurken keskin bir bakışla, uyarı yaparcasına, arkasına bakmayı da ihmal etmez.

İşpuini, taş ustası Arame’yi yanına çağırarak bu yaşananların Tanrı’nın bir işareti olduğunu Kale’nin yapımının bir an önce başlaması gerektiğini söyler. Arame yanında getirdiği işçiler ve malzemelerle kale’nin yerini belirlemek için dağa tırmanmaya başlar. Kral işpuini’ye kalenin yerini belirlemek için fikrini sorar. İşpuini kale’nin yerini öyle bir yere inşa etki hem kuzeyi, hem güneyi güvene alıp, eşkıya akınlarına ve saldırılarına karşı bizi korusun der. Sarp kayaları çıkarken inşa ekibinin yorulduğunu fark eder. Kuytu bir köşede ateş yakarak getirdikleri yiyecekleri açar, hem dinlenip hem de yiyeceklerini yiyip, dinlenmeye başlarlar.

Arame; uzak yoldan gelmiş olmanın verdiği yorgunlukla oracıkta uykuya dalar. Rüyasında güzeller güzeli bir kız görür. Ancak kızın üzerinde bir kartal ve iki başlı bir yılanı görür. Rüyanın verdiği o etkiyle uyanır. Sabah olmuştur. Kral İşpuini’ye rüyasını anlatır ve Kale’nin yapımını bir an önce bitirmeleri gerektiğini söyler. Ekip hızlıca, Haroğlu dağı’nın taşlarını itina ile keserek kale ve burçların yapımına devam ederler. Sarp ve dik kesitler ile merdivenleri Haroğlu dağı’nın ihtişamına uygun bir şekilde kaleyi yapmaya devam ederler.

Dağın eteklerinden akan sular ve yemişler çalışanların moral kaynağı olur. Kale’nin ovayı gören en hâkim yerine de bir tapınak kondururlar. Tapınak; güneşin doğuşuyla ilk ışık gören, batışıyla da en son ışığın kaybolduğu bir konumda inşa edilir. Aylarca kalenin yapımı devam eder. Yönetim odası, saray odası, kabul odası ve zindanlar itina ile Haroğlu’nun taşları ile ilmek ilmek örülür.

Arame; Kale’nin yapımının uzun sürmesi üzerine ovaya yiyecek aramak için birlikleri ile sefer düzenlerler. Merada hayvanların otladığını görerek bir kız ile babası olabilecek bir adama doğru yaklaşarak kendilerini tanıtırlar. Kale yapımıyla uğraştıklarını yiyeceklerinin bittiğini, otlattıkları hayvanları satın alabilecek altınlara sahip olduklarını, on adet hayvanı satıp satamayacaklarını sorarlar. Kızın yüzünü görünce, Arame rüyasındaki kızın bu kız olduğunu anlar. Kıza oracıkta aşık olur. İsmini sorar. Kızın ismi Eritia’dır.

Babası; hayvanları on altın karşılığında satabileceklerini söyler. Arame ve arkadaşları,  aralarında anlaşıp hayvanları alarak Kale’ye doğru yol alırlar. Arame, Kral’ın huzuruna çıkarak getirdikleri hayvanları sunar ve rüyasındaki kızın hayvan sahibinin kızı olduğunu ve bu kızın rüyasında ki kız ve isminin Eritia olduğunu anlatır. Kral İşpuini ise Arame’ye dönere,k Eritia’yı  onun için babasından isteyebileceklerini söyler. Karar, çok çabuk alınmıştır. Ertesi gün kral, Arame ve adamları ovaya inerek baba ve kızını bulurlar. Kral; kızın babasına durumu anlatarak, çok değer verdiği  Arame’nin kızına talip olduğunu söyler. Babası, kızından başka kimsesinin olmadığını, onunla konuşarak bu kararı verebileceğini söyler ve konuşur. Kızı ise babasının da kendisi ile gelmesi halinde bu teklifi kabul edebileceğini söyler. Babası; krala tekliflerini kabul ettiklerini ancak kendisinin de kızıyla birlikte gelmesi gerektiğini iletir. Arame,  verilen bu cevapla sevinçten yerinde duramamıştır.

Kral ve Arame gelecekleri günü sözleşerek oradan ayrılırlar. Kale’nin yapımını düğünle taçlandıracaklardır. Kral, Arame’ye buradan ayrılırken Kale’nin komutasını kendine bırakabileceğini, bu Kale’de Eritia ile mutlu ve huzurlu bir hayat sürebileceklerini söyler. Arame ise, bu teklifin kendini çok sevindirdiğini söyleyerek kabul eder.

Düğün günü gelir. Büyük ve görkemli bir hazırlık yapılır. Palu ve Harput kale kralları çağırılır. Kurbanlar tanrılara sunulur. Eritia ve Arame kral İşpuini’nin ; Tanrı Haldi’nin huzurunda keseceği düğümle iki kişinin birlikteliği Haroğlu Dağı’nın şahitliğinde kıyılır. Fırtına ve Gök tanrısı Teişiba ise bu birlikteliğe gökyüzünde çaktığı şimşekle karşılık verir. Eritia ve Arame ise mutluluğa kaldıracakları kadehle başlayacaklardır. Aynı kadehten alınan bir yudumla, Eritia yere yığılır. Eritia oracıkta ölmüş, Arame’ye ise hiçbir şey olmamıştır. Arame’nin haykırışı Haroğlu dağını inletir.

İki başlı yılan kadehe zehirini akıtmıştır. Altın gagalı Kartal ile iki başlı yılan’ın Tanrıya adanacak kurban konusunda ki aykırılıkları, Eritia’nın hayatına mal olmuştur. Aynı kadehten içilen zehrin, Arame’ye neden etki etmediği ise bilinmeyen bir olgu olarak yıllarca konuşulmuş durmuştur. Bu mutsuzluk; Arame’nin akıl sağlığını bozar ve Kale’nin bir odasında ölene kadar inleme sesleri ile ömrünü tamamlar. Altın gagalı kartal ise, Arame’nin tek dostu olarak, onu zaman zaman ziyaret eder ve gökyüzünde hüzünlü süzülüşü ile gider, gelir.

Kale yapımı tamamlanır, kalıntıları günümüze kadar gelir,  ancak Arame ile Eritia’nın Haroğlu kalesi’ndeki hüzünlü biten aşkı halen konuşulup durur. Bize de bu hikâyeyi okumak düşer.

Sağlıcakla kalın.

Resim. Haroğlu Dağı

Not: Hikaye, dönemin bazı kişi ve karakterleri göz önüne alınarak, tamamen kurgudan ibarettir.

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.