height="132" />  
NARIMSI UMUTLAR ÇİÇEKSİ HAYALLER

NARIMSI UMUTLAR ÇİÇEKSİ HAYALLER

ABONE OL
Nis 2, 2021 15:43
NARIMSI UMUTLAR ÇİÇEKSİ HAYALLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL
 
 

Elimle vurdum üstüne Nar meyvesinin tak tak, tik tak. . Baltayla oduna vurur gibi. Tek tek dökülmesini bekleyemedim. Soğuk sıcak vurmamıştı gövdesine. İçine meyve sineği de girmemişti hani. Dayanamadım. Cennet meyvesi demişlerdi. Tek tek, tane tane çıkardım içinden birer birer onları. Hoyratça. Hepsi birer umuttu, şanstı, özlemdi, aşktı, saadetti.  Sayamadım. Çıktıkça çıktı, düştükçe düştü birer birer..

Acıdım o an. Ağlaşıyorlardı nar taneleri. İnsafa geldim. Parmağımın ucuyla zarar vermek istemedim. Ama nafile. Kimisi kan kırmızısı. Kimisi pembe, ellerime bulaştılar birer birer. Çoğunun çekirdeği görüldü, O kadar sıkmışım ki o zarif daneleri. Dağılmıştı çoğu teker teker. Parça tesirli bombalar da böyleydi sanırım. Kan kırmızısı patlatırdı umutları. Tabaklara koydum kaşıkla, taksim ettim birer birer. C sini, A’sını B sini.

Çiçekleri aklıma geldi birden. Mekke gülü, Medine gülü de derlerdi ona. Birden fazla açarlardı bir dalda. Ama genelde bir tane meyve bağlarlardı. Böcek beklerlerdi meyveye yatmak için. Bir böcek öpmeden stigmaları, yatmazlardı meyveye can yanakları.  Altı yedi sekiz elin ortasından, “Ci” diyen bir çocuk gibi boynunu bükerlerdi güzelim çiçekler. Yeni bir gelinin kızaran yanakları gibiydi zarif bakışları..

Hiçbir turuncu bu kadar güzel olmamıştı, durmamıştı nar  çiçekleri olana kadar.  Ha şunu da söylemek lazımdı. Hakkı teslim etmekti o çiçeklere. Ne kırmızıydı ne de turuncu. Ne kırmızı elma gibi “Ben kırmızıyım” diyordu, Ne de portakal rengi gibi “Ben Turuncuyum” . İşte o halis muhlis nar  çiçeği rengiydi. Asil ve de onurlu.

Bir demet nar  çiçeği koparmak istedim o an, nefsimin derinliklerinden gelen Dünya gözüyle.. Ellerimle yoldum onları birer birer. Kokladım içime çektim sonsuzluğu çeker gibi.  Siz dökülmeden ben sizi döktüm. Oh ya !!. Ben koparmasam, zaten siz döküleceksiniz patır patır dedim onlara. Şımarık bir çocuk gibi… Hiç dökülmezseniz olmaz mıydı ya.?  Meyveye dönmeseydiniz ya.! Neden boynunuzu eğdiniz birden. Kırdım mı sizleri. Taneye dönmek miydi hayalleriniz. Umutlarınız, elleri kırmızıya boyamak mıydı.? Siz döküldükçe arkanızdan bin atlı gibi, bin daneleriniz mi akacaktı birer birer. Tek tek tane tane akmak mıydı boğazlardan bir dir bir oynayarak.  Söyleyin hadi.!

Sarı sarı tomurcuklar bir sağa, bir sola yattı birer birer. Burnumda tozlanmıştı polensi sevdalardan. Allerjik ağlamalı.

Dedim ki içimden, ben sizleri niye kopardım ki. ? Yeşil küçük yapraklar da dile geldi o an. Bizler ona süs yapıyorduk. Böcekleri çekerken yanlarında muhafızdık. Bre zındık. Ellerinle kopardın bin taneyi. Bin umudu.  Bin yeşili. Bin canı.

Birden irkildim. Dalmışım. Uyandığımı hissettim. Şükür uykuya dalmışım. Ben koparmamışım dedim içimden. Baktım ki ellerim kırmızı. Ya bu kırmızı neydi? Bu rüyaysa. Ellerim niye kızarmıştı. Sıkmıştım herhalde ellerimi. Meyveye yatacak bir çiçeği koparmak ne kadar zormuş dedim içimden. Derinden.. Gülümsedim o an, nar çiçeği rengiyle. Güzelmiş dedim, “Narımsı Umutlar”, “Çiçeksi Hayaller”

Sağlıcakla kalın.

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.