height="132" />  
OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ ve AYASOFYA

OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ ve AYASOFYA

ABONE OL
Nis 2, 2021 13:50
OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ ve AYASOFYA
0

BEĞENDİM

ABONE OL
 
 

Söylenecek veya yazacak çok şey var. Ancak bunu kısa bir yazıya dökmek mümkün değil. Serdengeçti’nin hayatına dair kısa notları ve   Ayasofya şiirini paylaşmak istedim.

Serdengeçti babasının Muhiddin-i Arabi, İmam-ı Gazali, Hasan-ı Basri, Beyazıd-ı Bestami gibi İslam âlimlerinin eserlerinden pasajlar okuduğu bir aile ikliminde büyümüştür. Doğa sevgisinin iklimini oluşturduğu bir dağ köyünde yaşam hırkasını ilmiklendirmiştir.

Serdengeçti; Mehmet Akif’in, Yunus Emre’nin ve Mevlânâ’nın kitaplarını okuyarak düşünce dünyasını geliştirmiştir. Yabancı yazarlar içerisinde özellikle Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabı onun en sevdiği kitap olmuştur. Yaşadığı dönemin ilk yıllarında eskiyi ret hastalığı Cumhuriyetin ilk yıllarında etkisini şiddetli bir şekilde göstermeye devam ediyordu. Serdengeçti; Allah, peygamber ve ekseninde bir mücadele, Batı medeniyeti ile Doğu medeniyeti arasındaki med cezirleri yakından görüp, dinini yaşamaya çalışan insanlara hırka olmuş, manevi üşümelerinin önüne geçmiştir.

Ayasofya şiirinde Ayasofya “Seni çırılçıplak soyan kim demiş” ve tepkisini ortaya can siparane koymuştur. Serdengeçti, Allah demenin suç olduğu dönemleri görmüş, benim Allah demem suç sayılıyorsa benim buna karşı söyleyeceğim söz şudur: Allah Allah . 3 Mayıs 1944 yılından itibaren Türkçülük harekatında bulunan Serdengeçti, Nihal Atsız ve Alparslan Türkeşle birlikte tabutluk adı verilen hücrelerde işkenceye tabi tutulmuştur. Tabutluk adı verilen üzerlerinde 1500 W’lık ampüllerin altında saatlerce işkenceye tabi tutulur. Sonrasında mahkeme tarafından serbest bırakılmıştır. Fakülteye tekrar alındığında, Behice Boran kendisini sınava almadığında,  dilekçe yazdığı ve yazdığı dilekçenin karşılığında tekrar hapishaneye atılmıştır.

Serdengeçti; 27 Nisan 1947 yılında Serdengeçti dergisini çıkarır. Serdengeçti dergisi birçok farklı konuyu Müslüman Türk milleti bakış açısıyla topluma anlatan bir işlev ile anlatmıştır.  Dergide ve yazılarında; Atatürk ile ilgili tespitlerinde bazı kesimlerin Atatürk’ü kullandığı gerçeğine işaret etmektedir. Tüm bunlara karşılık Millî Mücadele için Mustafa Kemal’in verdiği mücadele iftihar tablosu olarak anlatmıştır. Osman Yüksel, o dönem yeni başlayan Kürtçülük hareketi ve bölücülüğün arkasında Rusya’nın olduğuna dikkat çekmiştir. Batı Trakya’daki Türklere yapılan zulümlerden dolayı Bulgarlar için ‘domuz çobanları’ ifadesini kullanmıştır.

Milli şef dönemine karşı bu dergi sadece 33 yayın çıkarabilmiş, Bu dergi yüzünden 4,5 sene hapishanede yatar. Hapiste yattığı bir dönemde mahkeme heyetine verdiği imani vesikasını gerçekliğiyle ortaya çıkaran savunma düşünce dünyasını anlatır mahiyettedir.

“Muhterem Hakimlerim… Şu anda kendimi yalnız sizin huzurunuzda değil, her şeyi bilen, gören Kadirimutlak adil bir Allah’ın huzurunda hissediyorum. Ta küçüklüğümden beri kafama yerleşmiş bir peygamber sözü vardır. ‘Ey insan, nerede bir kötülük görürsen onu elinle önlemeye çalışacaksın, elinle önleyemezsen dilinle, dilinle de önleyemezsen kalbinle takbih edeceksin!’ Bu mukaddes söz, benim alnıma bir mukedderat çizgisi gibi hak edilmişti. Söylediklerim, yazdıklarım hakikatın ta kendisidirler. Onlar müdafaa istemeyen, çıplak yalınkılıç hakikatlardır. Benim burada yapacağım iş bu hakikatlere tercüman olmaktan ibarettir. Ben bir vasıtayım. Hak ve hakikat olan O’dur (Toruk, 2009). Osman Yüksel, Mevlânâ ve Yunus Emre başta olmak üzere Divan Edebiyatı ile yeni Türk Edebiyatı temsilcilerinden etkilenmiştir Toplumun yanayan karalarına iman gözüyle bakan Serdengeçti yazdığı şiirlerle toplumsal konulara da kendi penceresinden bakmıştır.  Asr aile şiirinde aile yapısını tanımlarken kısaca şöyle demiştir şair:

ASR AİLE

Bir hasbihal edelim ben sana alayım
Bu çok mühim yarayı deşeyim kanatayım
Biraz daha geçerse can evine girecek
Asrilik denen afet bünyeni kemirecek

O tertemiz varlığın çürüyüp kanayacak
Kangren olup çıban her yerini saracak
Asrilerde bulunmaz dostluk, vefa, müveddet
Yalandır, hep riyadır; samimiyet, muhabbet

Mahsun ve acılı senelerin ardından “seçilmiş ve muzaffer bir iradeyle “ibadete açılan Ayasofya ile ilgili, Serdengeçti şiirinde hasretini şu şeklide diler getirmiştir:

AYASOFYA

Ey İslam’ın nuru,
Türklüğün gururu Ayasofya!

Şerefelerinde fethin, Fatih’in şerefi,
Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!…
Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?

Hani minârelerinden göklere yükselen,
Ta mâverâdan gelen ezanlar?…

Hani o İlâhî devir,
İlâhî nizamlar?…
Ayasofya ses vermiyor,
Ayasofya bir hoş,
Ayasofya bomboş!…

Hani nerede?
Şu muhteşem minberde,
Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?…

Ayasofya!
Ayasofya!…
Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!…

Hani nerede?
Gönüllerden kubbelere,
Kubbelerden gönüllere
Gürül gürül akan Kur’an sesleri?…

Kur’ân sesleri dindirilmiş,
Müslümanlar sindirilmiş!…
Allah, Muhammed,
Hülafâ-i Râşidinin
Isimleri
Kubbelerden yerlere indirilmiş!…

Fethin, Fâtih’in mâbedinden
Kitâb-ı Mübîn’i,
Bu ulu Dîni
Kaldıran kim?
Dînimize,
Îmanımıza
Saldıran kim?

Mâbedimin göğsüne uzanan
Nâmahrem eli,
Kimin elidir?!…
Söyle Ayasofya, söyle.
Seni puthane yapan hangi delidir?!…

Elleri kurusun, dilleri kurusun!
Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hâle koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!…

Ayasofya,
Ey muhteşem mâbet;
Gel etme,
Bizi terketme!…

Bizler, Fâtih’in torunları, Yakında putları devirip,
Yine seni câmiye çevireceğiz…
Dindaşlarımızla,
Kanlı göz yaşlarımızla,
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini Yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak…

Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar…
Putperest Roma’ya yeni bir mezar kazacaklar,
Sessiz ve öksüz minârelerinden yükselen ezan sesleri fezâları yeniden inletecek!

Şerefelerin yine Allah’ın ve O’nun Sevgili Peygamberi Hz. Muhammed’in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak;
Bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!…

Bu olacak Ayasofya,
Bu muhakkak olacak…
İkinci bir fetih, yine bir ba’sü ba’delmevt…

Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
Ayasofya, belki yarından da yakın!.

Artık Ayasofya hoş, Ayasofya dolu, Ayasofya ikinci kere fethedildi. 25 Temmuz  2020’; 2020 ‘nin en güzel müjdesiydi.

Sağlıcakla kalın.

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Literatür

Toruk, İ., 2009. Serdengeçti Dergisi ve Siyaset İlişkisi. Selçuk Üniversitesi. Yüksek Lisans Tezi. 153 s.

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.