SARI ALTIN ve BEKLEYEN TEHLİKE

SARI ALTIN ve BEKLEYEN TEHLİKE

Sarı altın namı değer kayısı. “Stratejik bir ürün”. Anadolu coğrafyası için biçilmiş kaftan. Dünyada kurutmalık kayısının % 70’i bizde. Bu miktarın tamamına yakını da Malatya ve Elazığ’da.

Ürünün besleyiciliğine diyecek bir şey var mı?

Yok. Gayet önemli bir ürün.

Değeri biliniyor mu?

Soruya “Hayır” demek istemiyorum. Ama bence bu sürece kadar “Hayır”. Bu süreçten sonra değeri daha çok bilinecek. Her ne kadar “tembel coğrafyamızda”, çalışkan yaşlıların ebediyete intikali ile gençlerin “Kayısının işi çok” diyerek yaşlanmış bahçelerini sökmeleri ve yerine başka ürünler tercih etseler de, yine de umut yok değil. Çünkü işin ucunda temiz para var.

Geçen gün dost sohbetinde 50 ağacım var 4 ton kayısı aldım. Toplamda masrafım çıktıktan sonra 40000 TL kaldı şeklinde sohbete ortak oldum. Kayısının “stratejik bir ürün” olduğunu 2020 yılında daha net gören Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) kuru kayısıyı 21-23 liradan alacağını açıklaması ile ürün zamanla değerini bulacak gibi gözüküyor. Karar vericilere tebriklerimi sunuyorum. Ancak bu ürünü korumak ve gelecek nesillere aktarmak birinci önceliğimiz. Çünkü bu bitkiyi bekleyen çok büyük bir tehlike var.

Sharka virüsü”.

Ülkeye yurt dışından kontrolsüz bir şekilde sokulan fidanlarla yayılan ve yayılmasında bazı “yaprak biti” türlerin de rol oynadığı hastalık birçok ülkede kayısı alanlarının elden çıkmasına neden oldu. “Hacı Haliloğlu’, ‘Şekerpare’, ‘Kabaaşı’ gibi yerli kayısı çeşitleri ile sharka ya dayanıklı kayısı polenleriyle yapılan çalışmaların başarısı bu hastalığın bölgemizde yayılmasını engelleyecektir. Malatya ve Elazığ illerinde şu an hastalığın olmaması ve yayılmaması “bir mucize”, ancak hastalığın girişinin engellenmesi araştırmacıların ve karar vericilerin “birinci önceliği” olmalıdır. Bu hastalık sadece kayısı da değil, sert çekirdekli olan diğer meyveler de hastalık oluşturabilmekte, şeftali, kiraz, erik alanları da bu tehditle karşı karşıyadır. Uluslararası tarım literatüründe önemli yere sahip olan CAB International’da hastalığın “Mısır, Tunus, Çin (Sınırlı), Hindistan (Sınırlı), İran, İsrail, Japonya (Sınırlı), Ürdün (Sınırlı), Kazakistan, Pakistan (Sınırlı), Güney Kore, Suriye (Sınırlı), Türkiye (Lokalize edilmiş), Özbekistan (Sınırlı), Estonya, Finlandiya, İsveç, Yeni Zellanda ve Brezilya hariç tüm Avrupa’da mevcut olduğu bildirilmiştir.  Amerika ve Kanada tehlikenin farkına vararak hastalığı eradike etmiş, yani izole etmiştir. Hastalığın global ölçekte maliyetinin 10.000 milyon Euro olduğu bildirilmektedir (Cambra et al., 2006).

Hastalığın bölgeye yayılımının önlenmesi için neler yapılmalıdır.?

Öncelikle bölgeye dışardan kayısı fidanı kesinlikle sokulmamalıdır. Vektör böceklerle mücadeleyi entegre mücadele kapsamında tüm savaşım yöntemleriyle kontrollü olarak yapmalı, dayanıklı bitki varyeteleri ile çalışmalara devam etmeli, hastalığın bulunduğu bahçeler kesinlikle gözünün yaşına bakılmadan sökülmelidir. Yoksa stratejik ürünümüzün heba olması an meselesidir.

Literatür

Cambra M, Boscia D, Myrta A, Palkovics L, Navrátil M, Barba M, Gorris MT, Capote N, 2006. Detection and characterization of Plum pox virus: serological methods. Bulletin OEPP/EPPO Bulletin, 36: 254-261

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ