ELAZIĞ’ın KAYBOLAN DEĞERLERİ ve BEYAZ PAHAR (BEYAZ ÇEŞME)

ELAZIĞ’ın KAYBOLAN DEĞERLERİ ve BEYAZ PAHAR (BEYAZ ÇEŞME)

Çaydaçıra, Harput, Gazi Caddesi, Kapalı Çarşı, İstasyon caddesi, Postane meydanı, İzzetpaşa Cami ve Öğretmen evi Elazığ’ın en önemli nirengi noktalardır. Bu yerler, Elazığ’ın gerçek kent kimliğini de oluşturan imgelerdir.

Elazığ’da kentsel dokunun zaman içinde değişimiyle farklı imgeler ve nirengi noktaları ortaya çıkmaya başlamıştır. Yeni sayılabilecek bir zaman diliminde ortaya çıkan Hazar dağlı kavşağı, Tofaş kavşağı, Park 23, Akgün gibi kent kültürü ile yoğrulmamış imgeler, yeni nirengi noktaları olarak hafızalarımızda yer edinmeye başlamıştır. Meydana gelen bu kentsel değişim, geçmişte imgesel özellikler gösteren birçok öğenin de günümüzde önemini yitirmesine neden olmuştur. Bu durum; kent kimliğinin de kaybolmasına neden olmaktadır

Elazığ’da kentleşme ile birlikte önemini kaybeden imgelerden biri olan Beyaz çeşme veya nam-diğer Beyaz Pahar (Ak Pahar)  da bunlardan biridir. Pahar; efsunlu demektir, yani şifalı. Daha başka bir ifadeyle şifalı su, efsunlu pınar anlamlarına gelmektedir. Azerbaycan’da da ayni şekilde kullanılır. Pahar diye…!

Elazığlı olup ta Beyaz Pahar’ı bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Beyaz Pahar; Birinci Harput Caddesi ile İkinci Harput Caddesi’nin kesim noktasında, tam karşısında Kıbrıs Şehitliği ve onun yanında da çeşmeye yakın Kavun Meydani vardı. Yukarısında Kortikoğlu Çeşmesi,  aşağısında Ebe Seher Çeşmesi, Seko Mahallesinde ise Terzi Puharı yer alıyordu. Akıl Hastanesi, İmam Hatip Lisesi, ilkokulum Gazı İlkokulu (şimdilerde ortaokul ancak eski bina yok), Devrim Ortaokulu ( sonradan 100.Yıl Ortaokulu),Süryani Kilisesi ve sonradan yapılan Özel Hastane ise diğer nirengi noktalarıydı bizim için.

Çeşme, o bölgede oturanlar için çok özeldi bir zamanlar. Hemen hemen herkes evinin adresini tarif ederken Beyaz Çeşme’nin orada oturuyoruz derdi. Halen daha şahsen ben öyle tarif ederim adresimi eşime, dostuma ve akrabalarıma. Çeşme demek; o dönemin çocukları için;  Harput, bağ, Şüşnaz, dut bahçesi, üzüm, kiraz, oyun, babaanne, dede demekti biraz da.

Beyaz Çeşmeyi 1863-1867’li yıllarda İzzet Paşa’nin yaptırdığı söylenir. Beyazçeşme; Elazığ’ın tarihçesinde yer alan önemli birkaç yapıttan biridir. 1863 yılında Harput Valiliğine Ahmet İzzet Paşa tayin edilmiştir. Ahmet İzzet Paşa’nın valilik yaptığı dönemde Harput’ta büyük gelişmeler olmuştur. Bunlardan en önemlisi Harput şehrinden aşağı ovaya doğru yaşanan göçün en son noktasına gelinmesidir. Ahmet İzzet Paşa memlekete büyük hizmetlerde bulunmuş, bir cami (İzzetpaşa Camii) ve birçok çeşme ve yol yaptırmıştır.

Harput Valisi Hacı Ahmet İzzet Paşa döneminde yeni bir hükümet konağı inşa edilmiş, bu vilayet konağının inşası yanında birde Beyazçeşme ile aynı adı taşıyan ve aynı mimari tarzda çeşme inşası da gerçekleşmiştir. Bu çeşme ne yazık ki günümüzde yıktırılmıştır.

Bir zamanlar çeşmeden geçilmezdi, Elazığ’da. ( Günümüzde de Karaçalı çeşmelerimiz var fakat ben imge olan çeşmelerimizi kastediyorum.) Özer Çeşme, Akpınar Çeşmesi gibi. Akla gelen her mahallede susamanız, düşüp elinizi yüzünüzü kirletmeniz sorun değildi. Hemen her sokakta bir çeşme vardı nasılsa…

Beyaz Çeşme’den önceleri su, yola bakan taraflarından, sağlı – sollu akardı. Sonradan sadece çarşı yönüne akıtılır hale getirdiler. Harput’a bakan kısmında ise Pancarlık eteklerinden gelen suyun dağıtımını yapan bir haznesi vardı. Sacdan kapaklı idi ve burada altı yedi yerin tıkamaçları vardı… Yani bir nevi dağıtım merkezi idi.  Eskilerden rivayet, hatta öyle su gelirmiş ki bazen arkadaki düzenekten sular fazlasıyla akarmış.  Hatırladığıma göre Ebe Seher’in evinin önüne, Nevzat İspir’in evine, Emin Oto İşhanı’na, Yüksel Hamamı’na ve şimdi aklıma gelmeyen sokak aralarındaki birçok çeşmenin suları da bu kısımdan dağıtılırdı.

Evlerde o zamanlar ne yazık ki su yoktu. Çeşmeden doldurulan sular kovalarla (sitillerle), tenekelerle ve bidonlarla evlere taşınırdı. Su almak için sıraya girilir, saatlerce sıranın gelmesi beklenirdi.

Rivayete göre deve kervanları da gelip Beyaz Pahar’da su içermiş… Harput’a giden kervanlar orada soluklanırlarmış. Harput Bağlarından Mezire’ye (Elâzığ’ın halk arasındaki adı) meyve ve sebze getirip, meydanda satıp, bağlarına dönen bağmancıların buluşma noktasıymış. Burada birbirlerini bekler, beraberce bağlarına dönerlermiş.

Başta da dediğim gibi sonradan meydana gelen kentsel değişim, geçmişte imgesel özellikler gösteren birçok öğenin de günümüzde önemini yitirmesine neden oluyor ve olmaya da devam ediyor.  Beyaz Pahar bunlardan sadece biriydi. Elazığ kent kimliğimizi kaybetmeme adına şehrimizi planlarken tarihsel, sosyal ve kültürel imgeleride göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum ben.

Saygılarımla…

Murat AT

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ