EYLÜL’ün HÜZÜNLÜ  ŞİİRLERİ

EYLÜL’ün HÜZÜNLÜ  ŞİİRLERİ

Eylül; yaz ile sonbahar arasında birçok şaire ilham kaynağı olan bir ay. Sevgilerin, özlemlerin ve vuslatların  bir başka bahara kaldığı sonun ilk baharı. Atilla İlhan ne demiş şiirinde;

Geceleri bir çarpıntı duyarsan,
Telâş telâş yağmurdan kaçıyorum.
Sarayburnu’ndan geçiyorum.
Akşamsa eylülse ıslanmışsam,
Beni görsen belki anlayamazsın.
İçlenir gizli gizli ağlarsın.
Eğer ben yalnızsam, yanılmışsam.
Elimden tut, yoksa düşeceğim.
Yağmur beni götürecek yoksa beni.

Yağmurlu bir Eylül akşamının “yalnızlık senfonisine alkış tuttuğu akşamları bulmuş” Eylülünde,

Yine Cemal Süreyya;

Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.!!
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül’dü.

Sararan yapraklarda,” sahte gülüşlere isyan etmişti soğuk akşamların” Eylülünde.

Ümit Yaşar Oğuzcan;

Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını

Nefes alamamanın adıdır ağaç için yaprak dökümü”, dökülen yapraklarda bulmuş Eylülünü şair.

Aslında ne güzeldir renklerin Eylülle senfonisi değil mi?

Ataol Behramoğlu; eylül sabahının sessizliği ve serinliğinde nefes almış.

Hasan Bahri Ünlü; Eylüllerin yorgun, ölümlerin Eylül kokulu olduğunu söyleyerek hüznü ciğerlerinde Eylül ile hissetmiş.

Haşmet Babaoğlu ne güzel tarif etmiş Eylül’ü

“Eylül sadece bir sonbahar değil oldukça renkli zamanlardır.

Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim”

Bir Eylül şiiri de “benden” gelsin;

EYLÜL

Ey donuk kaşlı sonbahar;

Geldi mi yazın sıcak buklelerinin örgü açma zamanı,

İnan ki hiç bu kadar donuk ve berrak olmamıştı denizin, Eylül akşamında ki kadar.

Rüzgar çıktı bak!! ömrünün Eylül yapraklarını savurarak.

Haydi kalk!! dans edelim Eylülün dökülmeye yüz tutan yapraklarıyla.

Hangi rengini istersin kederli yaprakların toprağa düşen yüzünden.

Bize kalan karınca çöpü müdür yuvalara taşınan ve Eylül’den kalan.

Yoksa biriktirdiğin bulutlar mı? Eylüllü akşamların son baharından kalan.

Ey donuk kaşlı sonbahar!!

Hüzün mü taşırsın bulutlarında.?

Yoksa yorulan ağaçların son meyvelerine mi selam veriyorsun.?

Hatırla renklerin sevgilisi, Eylül kokan akşamlarındaydı baharın.

İlk baharını bulmayan, son bahar gülüydü aslında, beyaz altından sönük bakışların.

Donuk, Serin ve de Sessiz.

Mihenk taşın Eylül mü, sevgili sonbahar?

Yoksa, sarıya dönen yapraklarında, Eylül rüzgarlarımısın söyle hadi.

Hangi sarı yeşile bu kadar aşıktı eylül de olduğu kadar

Yapraklarını tek tek savurduğu ……………..

O ana kadar,

O ana kader.

 

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ