ABD YUNANİSTAN ve TÜRKİYE

Genel

Son günlerde ABD-Yunanistan yakınlaşması karşısında ABD-Türkiye ilişkileri geriliyor mu sorusu merkezinde çeşitli tartışmalar yapılıyor. Bu konuya bakalım.

Amerikan politikaları hakkında neler yazdım? Yeni güvenlik anlayışları, jeopolitik gelişmeler hakkında fazla sayıda yazdım (aşağıda bir kısmını listeledim, görülebilir). Yazılarımı okuyanlar, ABD’nin değişen yüzünün ve uygulamalarının yanı sıra Türkiye ile ilişkilerini ve günümüze ait stratejik yanlışını derinlemesine analiz ettiğimi hatırlarlar. Yeni Başkan Joe Biden ile birlikte yaşanacakları da işaret ettim. Batı Kapitalizmi, Amerikan Enternasyonalizmi, Amerika’nın Gri Bölge Planları, Akıllı Güç ve Yumuşak Güç uygulamaları, demokratik liberal politikalar; bunlar da var. Ayrıca terörle ilgili olan konuları da açıkladım. Çin, ABD, Doğu Akdeniz vs. konuda çok yazdım. Olaylara bir bütün halinde bakınca anlaşılıyor ne olup bittiği, hatta yarın olabileceklerin değerlendirmesi.

Yazdıklarımı bugün yeni keşfedenlerin birer mucitmişçesine konuşma yapmalarına veya aklına gelen soruları ortalığa atıp duruma vakıf olmayı paylaşımlı sürdürmek istemelerine şahit oluyorsunuz. Üzücü! Bana göre bu gibi kişiler yarardan çok zarar verenlerdir.

Bugün karşı karşıya kalınan konular neler? Örneğin, ABD tekrar Irak ve Suriye’ye asker yığıyor, yeni askeri kamplar (üsler) açıyor, İsrail’in Yüzyılın Planı’nın daha hızlı uygulanmasına çalışıyor, Arap ülkeleri ile aralarında “normalleşme” dedikleri adımları artıyor, Kuzey Afrika’ya bakış açısında daha belirgin bir gelişme var, bugünlerde daha net bir biçimde Baltık, Orta Avrupa ve Balkanlar için pozisyon almaları söz konusu, Karadeniz için planları var, Dedeağaç’a askeri üs kurma girişimi var, Rusya hedefte, vs. konuları gündeme getiriyoruz.

Bölgemizde Amerika çoktan İsrail’i “asıl”, Yunanistan’ı “anahtar” müttefik ilan etti. Buna karşılık Amerika’nın NATO müttefiki Türkiye’yi 2013 yılından bugüne sürdürdüğü politikalarla ötekileştirerek sonunda kendisi için bir “Gri Ülke” kategorisine aldığını defaten açıkladım. Bu tanımlamaların arasında belirgin farklar var. Kavramsal ifadeler bir yana, esasen Orta Doğu, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Karadeniz gibi coğrafyalarda ABD çoktan Türkiye’yi az çok karşısına aldı bile! Bunları detaylarıyla açıkladım.

ABD, Türkiye sınırına bir terör devletçiği kurmakla meşgul. Türkiye her ne dediyse ABD’nin bu yanlış politikasını değiştirtemedik! ABD, Irak ve Suriye’yi bölmek istiyor, haritaları değiştirme planı var, halen bu iki ülkede fiili bölünmüşlük ve otorite sorunu ile istikrarsızlık söz konusudur. Bunlar Orta Doğu’da ve Türkiye’nin hemen sınırında tehlikeli ABD politikalarıdır.

ABD, terör konusunu dış politikada kullanıyor, açılım yapmak üzere istismar ediyor. Karşısına aldığı ülkelere terörle meşgul ederek ABD dış politik kazanım elde etmenin peşindedir. Bu çok tehlikeli ve insanlık dışı! Terör vekaletçilerin aparatı halinde masumların kanını emiyor, ABD bununla savaş veriyorum diyor, ama aslında kendi çıkarlarını geliştiriyor.

ABD ve Avrupa, Rusya’nın Karadeniz’deki Ukrayna işgaline karşıdır. Bu bariz bir konudur, Türkiye de bu konuda ABD ve Avrupa gibi net bir tavır içerisindedir, Rusya’nın işgalciliğine karşıdır. Hatta Kırım bölgesi Türkiye için stratejik ve tarihi bağlarla ABD’den veya Avrupa’dan çok daha önemlidir. Dolayısıyla Kuzey Atlantik İttifakı’nın (NATO) odaklandığı temel bir mesele olarak Ukrayna halen masadadır.

ABD, Güney Kafkasya’da Gürcistan ve Ermenistan’ı desteklerken, Azerbaycan toprağı Dağlık Karabağ’daki Ermeni işgalinin kırk yıl sürmesine göz yumdu. Halen ABD, sözde Ermeni soykırımı konusunu (Minsk Grubu üyesi Fransa ile birlikte) Türkiye’ye karşı psikolojik ve politik baskı unsuru olarak kullanmanın peşindedir. ABD’nin Ermenileri kullanarak Trans Kafkaslar’ı istikrarsızlaştırma ve Türkiye’yi psikolojik baskı altında tutma politikası yanlıştır.

Soğuk Savaş zamanında Sovyetler Birliği (SSCB) Dedeağaç’ı konu etmiş idi. Sovyetlerin etkisindeki Demir Perde ülkesi Bulgaristan o vakit Dedeağaç’ı kendi topraklarına katmak istemişti ve temelleri Dünya Savaşı öncesinde atılan “Büyük Bulgaristan” hayalini açıklamıştı. Bugün Bulgaristan Avrupa Birliği (AB) içinde, ama Rusya ile ilişkili bir ülkedir; buna dış politik açıdan melez (hibrit) ülke denebilir.

Romanya da Avrupa Birliği ülkesidir. Ama İsrailli iş insanları burada önemli ekonomik yatırımlar yaptılar. Bu husus pek gündeme gelmese de İsrail’den Balkanlar’a uzanan sistemli bir blok oluşturma girişiminde burası önemli bir noktadır. ABD, Karadeniz kıyılarındaki hidrokarbon sahalarında Bulgaristan ve Romanya’yı birlikte değerlendirmektedir.

ABD ve Rusya, Orta Menzilli Nükleer Kuvvet Antlaşması’ndan (INF) çıktılar. Bu yıl içinde Stratejik Nükleer Kuvvet Antlaşması (START) görüşmeleri olacak mı, yoksa ayrılık vakti mi, bu çok önemli konunun seyrini birlikte göreceğiz. Ama şurası açık, Baltıklar (Kaliningrad Rus toprağı ve burası bütünüyle bir askeri üs halindedir), Polonya ve Doğu Avrupa nükleer silahların ve atma vasıtalarının merkezindedir. ABD ve Rusya bu bölgede güç gösterisine başlamıştır. Avrupa’nın başat ülkesi Almanya ABD’nin politikalarını desteklemektedir. Avrupa Birliği ve enerji güvenliği açısından Rusya’nın uygulamalarından rahatsızlık duyulmaktadır. Bu noktada NATO da devrededir. NATO’nun planları buna göre tadil edilmektedir.

Çin faktörü de çok önemlidir. Çin bölgedeki keşif ve gözetleme faaliyetleri ile gerçekleştirdiği tatbikatlar ve liman ziyaretleri, ABD Donanması için bir güvenlik riskidir. NATO müttefiki Yunanistan’da, Pire limanında, Çin’in COSCO devlet şirketi işletmesi var. NATO tarafından düzenli olarak kullanılan Pire limanının yüzde 51’ine Çinliler ortak. Bu yatırım, Yunanistan’ın Güney Çin Denizi’ndeki eylemlerine ve Çin’in insan haklarına ait meselelerine ilişkin AB içinde yanlı açıklamaları engellemektedir. Ama ABD yine de Yunanistan’ı “anahtar” ülke halinde görmektedir.

Donald Trump Sert Güç’ü kullanarak sonuç almanın karşısında bir ABD Başkanı idi. Joe Biden ise Akıllı Güç’ü (Hard Power ve Soft Power toplamıyla olan güç kullanma şekli, Smart Power) kullanan bir yönetim izleyecek görünüyor. Bu demektir ki bölgede milli çıkarlarına göre silahları kullanma, yığınaklanma, caydırıcılık, gibi hususlarda baskılı olmayı tercih edecektir.

Geldik bugüne. ABD ve Yunanistan işbirliğinin gerekçeleri ortadayken bu şaşkınlık ifadeleri nedir? TCG Çeşme araştırma gemimize Yunanistan savaş uçakları taciz gerçekleştirdi, şaşırmadık! ABD, Dedeağaç’a yığınaklanma gerçekleştiriyor, üs kuruyor, şaşırmadık! ABD ne yapıyor? Sadece Yunanistan merkezli olarak bu soruyu cevaplandıralım: ABD, Baltık, Orta Avrupa ve Balkanlar bölgesinde Rusya’ya karşı yeni güvenlik planı gereği faaliyetler içinde, asker yığıyor, silah sistemlerini yeniliyor, tatbikatlar yapıyor, caydırıcılık sağlamak ve eğer Türkiye, Rusya ile işbirliğini artırır ise buna karşılık önlem almak istiyor. ABD, “anahtar” müttefiki Yunanistan’ı güvenlik altında tutmak istiyor, Türkiye’nin tezlerine karşı Yunanistan’a arka çıkıyor. Dolaylı da olsa ABD, Adalar Denizi (Ege), Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında Yunanistan’dan yana tavır sergiliyor. ABD, “asıl” müttefiki İsrail’i güvenlik altında tutmak istiyor, Türkiye’nin tezlerine karşı İsrail’e arka çıkıyor. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın birlikte hareket etmelerini tesis etme çabası içinde görünüyor. ABD, Çin’in küresel çapta her yerde ama konumuz bu bölge ise Orta Doğu, Doğu Akdeniz’de ve Kuzey Afrika’da önünü kesmenin peşindedir. Bu bakımdan AB üyesi Yunanistan liman kolaylıklarıyla öne çıkmış haldedir.

ABD, Yunanistan ile 1990’da yaptığı Savunma İşbirliği Antlaşması’nı 5 Ekim 2019’da yeniledi. ABD’nin Pire Limanı, Girit (Sauda), Larissa (Stefanovikeio) ve şimdi Dedeağaç’ta imkanları var. ABD, Yunanistan’ın imkanlarını kullanmakla Avrupa, Akdeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya yönelik bir konuşlanma yaptığını düşünüyor.

ABD, Yunanistan ile silahlanma konularında anlaşmalarını yenilediler. Hatta artık buna Güney Kıbrıs’ı da ilave etmemiz gerekiyor. Silahlanma konusunda Yunanistan, Fransa’dan da destek alıyor. Daha geçtiğimiz günlerde Fransa ve Yunanistan taarruzi uçak ve füze alımı konusunda anlaştı. Yunanistan bu taarruzi silahlara kime karşı kullanmak için sahip oluyor? Türkiye’ye mi? Yunanistan, Türkiye, ABD ve Fransa NATO müttefiki ülkeler değil mi?

ABD donanması Yunanistan deniz üslerini kullanıyor. Bir önceki Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Yunanistan’ı ziyaret etti, deniz üslerinden faydalanma ile Dedeağaç konularında en son hazırlıkları yerinde görüştü. ABD’nin (ve Avrupa Birliği ile İsrail’in) bu destekleyici ve imkan tanıyıcı yaklaşımı Yunanistan’ın arka bulması ve sorumsuzca politika yapması için yeterli oldu. Bunun sonucunda Yunanistan bir taraftan Türkiye ile görüşüme yapıyormuşçasına sahte bir tavır içindeyken, diğer taraftan sorun yaratan hamlelerinden de geri kalmıyor.

Yunanistan 25 Ocak’ta İskiri Adası civarında Şimşek-21 Tatbikatı icra etti. 17-20 Şubat’ta Boğazönü adaları ve güneyinde Türkiye deniz sınırına yakın alanda denizaltılarıyla bir tatbikat yapıyor. 17 Mart ila 27 Nisan arasında ise Adalar Bölgesi’nde ve Akdeniz’de atışlı tatbikatlar icra edeceğini duyurdu.

Türkiye 25 Şubat ila 7 Mart tarihleri arasında Mavi Vatan Tatbikatı’nı icra ediyor. Bu kapsamlı eğitim tatbikat dün başladı. Bu tarihler arasında Deniz, Hava ve Kara Kuvvetleri unsurları sahadadır. Bu tatbikatla Türkiye eğitimin yanı sıra başta Yunanistan ve ABD olmak üzere pek çok ülkeye de bir mesaj veriyor.

NATO’nun yaklaşık 31 bin askerin katılımı icra edeceği son dönemlerin en kapsamlı tatbikatı Defender Europe-2021’i ise Mayıs-Haziran 2021’de icra edilecek. Hazırlıklar başladı bile. Bu tatbikatın kapsamı Baltıklardan Balkanlara uzanmaktadır.

Değerlendirelim… Yunanistan maalesef Avrupa, İsrail ve Amerika’nın bir aparatı gibi davranmaktadır, egemen ve sorumlu bir ülke olarak hareket etmemektedir. Kurulduğu günden bu yana görüldüğü üzere komşusu Türkiye üzerinden kendi çıkarlarını geliştirme politikasını sürdürmektedir. Bu durum değişmeyecektir. Sorunları çözeceğimiz muhatap ülke olduğu halde sorumsuz davranan Yunanistan’dır.

Yunanistan meselesinde bile Türkiye’nin muhatabı ABD, Avrupa ve diğerleri olmaktadır. Bu durumda Türkiye sahadaki kazanımlarına dayalı ilerleme sağlayabilir. Saha neresi? Jeopitik açıdan terörden ekonomiye her konu-kapsamla beraber değerlendirildiğinde sorumluluk sahasında küresel bir bakış açısı şarttır. Örneğin ABD, Avrupa, Rusya ve Çin ile münasebetler düşünüldüğünde, çok katmanlı ve taraflı yaklaşımla, sürekli değişkenlik gösterebilen olaylara serin kanlılıkla politika üretmek esastır. Bunun için milli birlik ve beraberlik her bir meselenin çıkış noktasındaki değerdir.

Bütün bunlar dinamik bir dış politika demektir. Eğer bazı adımlar atılması gerekiyorsa karşı taraftan (bu Yunanistan, ABD veya başkaları olur) anlayış bekleyip, haklısın demelerini bekleyip, zamanın ruhunu kaçırmak doğru bir yol değildir. Tedbirli ama daima ileri!..

Gürsel Tokmakoğlu

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ