ŞEFFAFLIK NEREDE?

ŞEFFAFLIK NEREDE?

ARINÇ’ın açıklamaları ve sahte gözyaşları eşliğinde VER MEHTERİ ekibi ne olduğunu şaşırdı.

Girilmez levhasına rağmen yola izinsiz giren otomobilin hemzemin geçide çarpması gibi ne olduğunu şaşıran Cumhur ittifakı, Cumhur’un söyleminin netleşmesi ile tepkisini daha da net ortaya koydu.

Ve sonuç ortada.

Ancak; Arınç’ın KAVALA ve DEMİRTAŞ çıkışının esecek sert rüzgarların öncesi gibi algılandığı, bu söylemlerinin bilinçli olarak kamuoyuna yansıtıldığı, birçok yazar tarafından iddia ediliyor. AB tarafından ve yeni seçilen ABD başkanı BİDEN ve ekibi tarafından, ileri ki dönemlerde, tutuklulukların sona ermesi ile ilgili tavır ortaya koyabilme potansiyeli, sıkışan ekonomik göstergelerin vereceği tepkinin ne olacağı ise belirsiz. Rahip BRUNSON’un ülkesine gönderilmesi ve ABD tarafından yapılan baskının sonuç vermesi ileride doğabilecek benzer taleplere verilecek tepkinin ne olacağı konusunda belirsizliğini koruyor. Cumhur ittifakının destekleyicisi MHP’nin, ÇAKICI’ya sahip çıkması ittifakı zorlayan bir başka durum. Ama görünüyor ki; bu ittifakın sürdürülmesi iki büyük ortağın da olmazsa olmazı.

Gelelim KILIÇDAROĞLU’nun ister sağ ister sol görüşlü olsun, geçim sıkıntısı çeken, görüşleri sadece geçinememek olan güzel ülkemin güzel öğreticilerine verdiği mesaja. Ülkede o kadar problem ve sorun varken, ülkeyi kucaklayıcı bir öğretmenler günü mesajı beklenirken, haftalık grup toplantısında “Mevcut iktidarın peşinden giden öğretmen varsa, kimse kusura bakmasın ben ona öğretmen demem” sözü maalesef maksadını aştı. Bu ülkede her görüşten ve düşünceden öğretmen olabilir. Siyasi tercihler, bir insanın emekle kazandığı mesleğine hakaret etme hakkını kimseye vermez.  Geçmişte yapılan en önemli hatalardan biri de öğretmenleri siyasetin içine sokmaktır. Bugün öğretmenler, toplumda hangi görüşten olursa olsun, en fazla saygıyı hak eden topluluktur. Sendikalar da öğretmenleri sınıf sınıf ayırmamalı; hak, hukuk, adalet ve emeğin karşılığını alma adına birleştirmelidir. Bu tüm sendikaların en önemli önceliğidir.

Şeffalık adına halkı şüpheye götüren bir diğer konuda sağlık bakanlığının COVİD verilerinde ki güncellemesidir. Belanın çıktığı ilk andan beri önemli işleri başaran Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin KOCA’nın asemptomatik pozitifleri Korona veri tablosuna yeni ilave ettirmesiyle durumun vehametinin toplumdan gizlendiği kanısı herkeste uyandı ki millet haksızda değil.  Ulusal çıkarların korunması anlamında bu durumun ülkenin ekonomik durumu ile ilgili olduğu da su götürmez bir gerçek.

Son olarak; BORSA İstanbul’un KATAR’lılara satılan % 10’luk hissesi.  Bu son yıllarda KATAR’lılara satılan hisselerin ve bir o kadar da satışların hızlanarak arttığının göstergesi olan yeni bir öz kaynak.  Daha önce satılan FİNANSBANK, ABANK, Ergo Portföy, DİGİTURK, BMC, Banvit, Ankas gibi şirketlerin önemli hisseleri ile Kanal İstanbul hattında ki araziler bu satışlardan önemli olanları.

Bu satışlardan; son 10 yıllık periyotta; sadece KATAR’lılar değil, birçok devlet de faydalandı. Bunlardan bazıları; NAMET’in Amerikalılara, YÖRSAN’ın Dubaili bir firmaya, ERKUNT traktörün Hindistanlı bir firmaya satılması gibi durumlardı.

İçinde en ufak milliyetçilik duygusu olan hiçbir Türk vatandaşının, kim olursa olsun, bu satışlara iyi ki sattınız deme lüksü olamaz.

Yere serilen TÜRK bayrağına kimsenin basmaması için kaldıran bir zihniyetin bu konuyu etraflıca düşünmesi ve bu satışların gerekçelerini halkına daha da net bir biçimde anlatması gerekmektedir diye düşünüyorum.

Saygılarımla.

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ