Dün akşam Süper Lig maçları sonrası bir büyük kulübün yöneticisi, çok heyecanlı, daha çok lise 2. sınıf öğrencilerini andıran iki gencin basına yaptıkları açıklamaları dinledim. Bu iki genç yönetici  fanatik takım tutanlar gibiydiler ve bazı terör örgütlerinin kendi kulüpleri aleyhine özellikle “ofsayt çizgilerini yanlış çizerek sporda kaos çıkarmak istediklerini” yana yakıla anlattılar. Ben konunun illuminatiden, tapınak şövalyelerine kadar gideceğini düşündüm ama şimdilik orada kaldılar.

Bu durum bana şunu öğretti: Tüm kulüpler, özellikle de büyük takımlar yöneticilerini kesinlikle deneyimli ve toplumun bildiği, tanıdığı, adıyla sanıyla ağır insanlardan seçilmeli. Bu her takım için gerekli. Yani, ister dünyanın en zengini, en başarılısı, en iyi şirket yöneticisi, iş dünyasının altın çocuğu olsun, hiçbir kulüp, holigan taraftar modunda yönetilmemeli.

Böyle liseli gençler kulüp yönetimlerinin içinde bulunabilirler ama spor sistemini bilen, sakin, sağ duyulu, deneyimli adların yanlarında işi öğrenmek için olmalılar sadece.

Tabii, twitter’e, facebook’a sosyal medyaya, televizyonların show dünyasına yönetici seçiyorsak o başka.

Dün oynanan maçı sadece yöneticiler değil onlar gibi milyonlarca insan izledi. Ancak maçtan sonra bu genç yöneticiler, ellerinde kanıt olduğunu, VAR hakemlerinin terör örgütleriyle ilgisinin olduğunu buna dair belgeleri olduğunu iddia ettiler. Bir kere bizim ceza yasamıza göre suçu ve suçluyu bilip de bildirmemek de suçtur. Neden, bildiğinizi anlatmak için maç sonunu beklediniz? Neden televizyonlarda konuşacağınıza gidip de savcılığa, mahkemelere, federasyona ihbarda bulunmadınız?

Sen, ofsayt çizgilerini yanlış çizerek kaos çıkartmak isteyen terör örgütünü biliyorsun ama maçın sonunu bekliyorsun… Suçu ve suçluyu bilip bildirmemek Türk Ceza Yasası’na göre suçtur. Tabi bu iddialarını kanıtlayamazsan o da bir başka suça “iftira”ya girer.

Öğrendim ki tahkim kurulu iki gün önce PFDK’nın 11.03.2021 tarihli E.2020-2021/804 K.2020-2021/994 esas dosyasıyla bu ergenin cezasını kaldırmış, ödüllendirmiş, maç sonrası konuşmasına yarımcı olmuş…

Şimdi bu gence göre ortada kaos yaratmak için ofsayt çizgilerini yanlış çizen teröristler var, bilgileri de ellerinde: liseli genç kaybettiği bir maç sonrası iddiada bulunuyor, bilgileri o anda, devre arasında filan öğrenmiş değildir herhalde, ligin dibindeki açık ara en kötü takıma yenilmemiş olsalar sesini çıkartmayacak ve ofsayt çizgilerini yanlış çizen bu teröristler “kaosa devamke” diyecekmiş o zaman.

Taraftar çok şey söyler, bağırır, kızar ama yönetici az konuşur, sakin kalır, yenilgilerde bile sinirlerini korur, konuştuğunda da hakkını vererek konuşur yani ne zaman nerede konuşması gerektiğinin bilincindedir.

Tecrübe edilmiştir ki, ne zaman biri ya da bir kurum yöneticisi, kabahati kendinde aramaz, hep dışarıyı, başkasını suçlarsa, artık onun sorunu çözmesi mümkün değildir. Çünkü esas sorun dururken sığındığı gerekçelerden bir çözüm bulmaya çalışmak boşunadır ve baş sorun kendisi olmuştur.

Bugün internet üzerinden bu ergenin yöneticilik yaptığı kulüp açıklamasına göre gördüm ki,  somut bir geçerliliği olmayan, en ufak bir kanıtı olmayan iki ergenin yöneticiliği bu kadar olur ki dedirtecek şekilde, delil olarak Beyaz Tv adlı bir kanalın spor programı olup olmadığı bile tartışılır bir programında yorumculuk yapan, komplo teoricisi eski bir hakemin geçen yıl Ekim ayındaki duyumlarını göstermişler. Güler misin, ağlar mısın?

Bu türden hayali düşman yaratılarak, kendilerine inanacak az sayıda taraftarı aldatmaları sadece günü kurtarır ama koca kulübe büyük zararlar verir. Her başarıda ekranlara çıkmayı marifet sayan tüm kulüplerin bu türden yöneticileri başarıların nedenini kendileri olarak görür, her başarısızlıkta da bunu dış etkenlere bağlarlar.

Siz artık başarısızlıkta istikrar kazanmış bir yönetim olduğunuzun ayırdında değilsinizdir. Çünkü sorunu başka yerde aramak teşhisi, tedaviyi, çözümü de olanaksızlaştırır.

Yenilgiler geçer, işler düzelir, takımlar kendini toparlar, her şeyin bir gün yoluna gideceği mutlaktır ama bunun için böyle ergen kafalardan kurtulmamız ilk koşul. Bu benim tuttuğum takım için de geçerli rakip kulüpler için de.

Saygılar sunuyorum.

Avukat Cem BAYINDIR

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ