Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI, ZÜBEYDE DURAN YAZILARI 19 Aralık 2017 1054 Görüntüleme

ÜLKE OLARAK MUTSUZUZ…

Share on :

Birleşmiş Milletlerin yayımladığı 155 ülke üzerinden yapılan ‘2017 Dünya Mutluluk Raporu’nda Türkiye, 69. sırada yer aldı. Böylelikle mutsuz bir ülke olduğumuz bir kez daha tescillendi.

Bu konuda yapılan araştırmalarda 6 faktör ölçülüyormuş. Bunlar; kişi başına düşen gelir, sosyal destek, fedakârlık, güven, karar alabilme özgürlüğü ve sağlıklı yaşam süresiymiş.

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİR

Türkiye de kişi başına düşen gelir rakamsal olarak iyi görünse de maalesef hiçte göründüğü gibi değil. Vatandaşın birine milyon dolarların verildiği diğerlerine ise açlık sınırının altında rakamların reva görüldüğü bir ülkede görüntüsel olarak kişi başına düşen gelirden ve adaletinden bahsetmek bence çok yersiz…

SOSYAL DESTEK

Devletimizin sosyal destek konusunda elinden geldiği kadarıyla iyileştirmeler yaptığının hepimiz farkındayız. Bu konuda sıkıntı yok.

FEDAKÂRLIK

Bizler Türk Milleti olarak aslında fedakârlık konusunda çok iyiyiz. Öyle ki yeri gelir kendimizden vazgeçeriz. Karşımızdakine yaptığımız aşırı fedakârlık zaman içerisinde alışkanlığa dönüşür. Kazara günün birinde de yapmayı unutursak vay halimize… Bizden kötüsü olmaz, atılan triplere, arkamızdan konuşulan sözlere maruz kalırız ve ruhsal çöküntüye uğrarız.

GÜVEN

Ne kadar güzel bir olgudur. Karşınızdakine güvenmek ve güven verebilmek. İnsanlar gerek yaşadıkları gerekse duydukları olaylar karşısında artık insanlara güvenemiyor. Çoğu insanların yalancı, menfaatçi ve bencil hale geldiği günümüzde hayal kırıklığına uğramaktan artık kimseye güvenmiyoruz ve güvenmekte istemiyoruz.

KARAR ÖZGÜRLÜĞÜ

Ülkemizde maalesef karar özgürlüğü de kısıtlı. Bütün bireylerin kendi haklarında karar alma özgürlüğü var dersek yalan olur. Her gün karşılaştığımız bir örnek verecek olursak eşiyle geçinemeyen bir kadın boşanma kararı alıyor ve maalesef bu kararı canıyla ödüyorsa karar özgürlüğünden bahsedemeyiz.

SAĞLIKLI YAŞAM SÜRESİ

Sağlık bizlere bahşedilen en büyük nimet… Fakat yaşadığımız olumsuzluklar karşısında maalesef ruhsal, fiziksel ve akıl sağlığımızda bozuluyor. Dolayısıyla sağlıklı yaşam süresinde de sınıfta kaldık.

Aslında insanları mutsuz eden etkenler çocukluktan itibaren başlıyor. Çocuklarımızı bir düşünelim… Bizde onlar gibi çocuktuk… Onlar sınavların üzerlerinde oluşturduğu baskı ve stres ile gayet gergin ve mutsuzlar. Bizler ise onların bu hallerinden ve geleceklerinden kaygılı ve mutsuzuz.

İzlediğim bir röportaj Türkiye’de çoğu insanın aynı düşüncede olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de mutsuzluğun en büyük nedeni işsizlik ve ekonomik sıkıntı…

Üniversite mezunu İnsanlar bile yeri geliyor iş bulamıyor.  Bir meslek sahibi olmak için yıllarca okuyan insanlarda daha üniversiteyi bitirmeden iş bulabilme kaygısı başlıyor.

Mezun olunca istediği işi bulabilene ne âlâ… Bulamayanın asgari ücretle bir iş bulduğunu farz edelim… Öncelikle hayalini kurduğu ve uğurda mücadele verdiği işi yapamadığı için iş hayatına 1-0 yenik başlıyor. Ardından aldığı üç kuruş maaşla hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Tabi maaşını zamanında ve düzenli alabiliyorsa… Günlük hayatını ev ile iş arasında mekik dokuyarak geçirerek farklı hiçbir şey yapamıyor ve geleceğe ait planlar kuramıyor.

Zaman içerisinde adeta robotlaşan bu hayat temposu otomatikman ruh sağlığına yansıyor. Kişi özel hayatında kendi kabuğuna çekilirken, işyerindeki performansı da düşüyor. Yeri geliyor işe bile gitmek istemiyor.

Bu faktörlere bir de ülke olarak içten ve dıştan çevrili olduğumuz düşmanlar, terör saldırıları, dinimize ve kutsallarımıza dil uzatılması, Müslümanlara eziyet edilmesi vb. konularda eklenince mutluluğun “M” sine hasret kalıyoruz.

Neyse…  Konu hakkında yazılacak o kadar şey var ki… Fazla uzatmadan toparlayacak olursak bir olay karşısında mutsuz olunabilir ve geçicidir. Fakat mutsuz eden olaylar birbiriyle bağlantılı, ardı arkasına geliyorsa ve kalıcı oluyorsa maalesef mutsuzluk kaçınılmaz…

Dolayısıyla bir ülkede dengeli ve tatmin edici gelir dağılımı sağlanmadıkça, kul hakkının önemi öğrenilmedikçe, dürüstlük yerini dolandırıcılığa bıraktıkça, iyi niyet karşıdan enayilik olarak değerlendirildikçe, insanlarımız birbirine saygı duyarak yaşamayı öğrenmedikçe kimseden mutlu olmasını bekleyemeyiz.

 

 

Yorumlar

error: Content is protected !!
Tema Tasarım | Osgaka.com