Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI, ZÜBEYDE DURAN YAZILARI 14 Şubat 2018 1841 Görüntüleme

SAYGISIZ ÖĞRENCİ, PASİF ÖĞRETMEN, ZORUNLU EĞİTİM

Share on :

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bir lisede öğrencilerin öğretmenleri ile dalga geçtiği görüntüleri izlemeyeniniz yoktur.

Sosyal medyada yayınlanmasının ardından ana haberlere de konu olan görüntüler karşısında hepimiz şok olduk.

Sınıfta ders anlatmaya çalışan bir öğretmene yaklaşan öğrenci, öğretmenin kıyafeti ile dalga geçiyor, kulağına dokunuyor, hızını alamayarak öğretmeni kavrayıp havaya kaldırıyor. Bunlar olurken sınıfta gürültü, patırtı, gülüşmeler hatta kahkahalar, ıslık sesleri vs. vs.

Öğrencinin kılığı, kıyafeti, kabadayıvari yürüyüşü bir yana saygısız ve hadsiz tavırlarını izlerken ben şahsen şok oldum.

Öğrencinin bu tavırları karşısında öğretmeninin hiçbir şey yapmaması ise ayrı bir şok…

Yani, ne sınıf olması gereken gibi, ne öğrenci olması gereken gibi, ne de öğretmen olması gereken gibi…

Ne acı ki bu olayın geçtiği yer bir eğitim-öğretim kurumu… Bu garip tavırları sergileyen genç ile yaptıklarını gülerek, ıslık çalarak izleyen sınıf arkadaşları nasıl bir eğitim almışlar ki bırakın öğretmenleri olmasını bir büyüklerine karşı böyle davranabiliyorlar.

Bu görüntüler bana;

Kılık kıyafetiyle ve davranışlarıyla öğrenci demeye bin şahit lazım olan bu gencin ailesinden eğitim almadığı,

Bu gençle birlikte olayı güle eğlene, ıslıklar çalarak izleyen sınıf ahalisinin amaçlarının okumak olmadığı, sanki zorla okula getirilmiş oldukları,

Öğretmenin otorite ve sınıfa hâkimiyet konusunda yetersiz olduğu kanaatini uyandırıyor.

Bunların yanı sıra on iki yıllık zorunlu eğitimin de bu olayın yaşanmasına katkısı olabileceği izlenimini doğuruyor.

BU OLAYDA SUÇLU KİM?

Bana kalırsa, öğrenci dediğin saygısını bilmeli, edebini takınmalı, okula niçin gittiğinin ve yaptığı hareketlerin bilincinde olmalı…

Öğretmen dediğin şefkatli, sevecen aynı zamanda otoriter, görev ve sorumluluklarının bilincinde olmalı. Görevini yerine getirmek için ortam hazırlayarak ortamı bozana müdahale etmeli. Bunun yanı sıra kendini aşan aciz kaldığı durumlarda da okul idaresine bilgi vermeli.

On iki yıllık zorunlu eğitim mevzusuna gelecek olursak;  sevgi, saygı, edep, adap edinmeden, bilgi birikimi, hayata hazırlık yapılmadan elde edilecek lise diplomasının kime ne faydası olacak? Ayrıca bu tipleri aynı sınıfta bulunan okumaya meyilli öğrenciler ile öğretmenlerin başına musallat etmenin ne anlamı var?

Her bireyi ille de okuyacaksın diye zorlamanın gereği yok… Bu o bireye olduğu kadar çevresine de zarar verir. Sonuçta bu memlekette okumadan yapılabilen mesleklerde, bu meslekleri yapabilecek insanlara da ihtiyaçta var.

Bence zorunlu eğitim kapsamı da bir kez daha gözden geçirilmeli… Aileler çocuklarına gereken eğitimi vermeli. Kişiler sorumlulukları ve görevleri konusunda bilinçlendirilmeli… Öğretmenlerin yeterlilikleri arttırılmalı…

Her zaman söylediğim gibi okul öğretim yuvasıdır… Eğitim aileden başlar… Aileler çocuklarına olumlu özellikler kazandıramadan yetiştirecek olursa çocuk ne özel hayatında,  ne okul hayatında, ne de iş hayatında başarılı olamaz.

Kısaca bence bu olayda tek suçlu yok. Çok yönlü düşünmemiz gerekiyor. Ortaya çıkan sorunu çözmeye çalışırken sorunun kaynağını da çok yönlü araştırmak kalıcı çözüm olacaktır.

Yorumlar

İlginizi çekebilir

PLAY – 0FF ÇIKMAZDA!

PLAY – 0FF ÇIKMAZDA!

error: Content is protected !!
Tema Tasarım | Osgaka.com