KENDİNLE KONUŞMAK

Geçmiş yıllarda yazmış olduğum bir satıra istinaden “Kendim kendimle konuşuyorum” ifadesini açmak istiyorum.

İnsan kendisi ile konuşur mu?

Ne zaman konuşur?

Bu soruya verilecek cevap tabi ki Evet’dir. Çoğu zaman insan kendisi ile konuşur. Yalnız kaldığında genellikle insanoğlu iç muhasebesini yapar. Duyguların içe vurması dediğimiz bu yansıma, her an karşımıza çıkabilmektedir. Bu iç konuşmalar ve değerlendirmeler insanın kendini kontrol etmesine yardımcı olur.  Ancak; zihinsel aktiviteleri durdurmak bazen çok zordur. Telepati dediğimiz nokta da, belki bu bağlamda sessiz konuşmanın karşılığını bulmasıdır. Çok ayrı ve parapsikolojinin konusu olan bu durum detaylı incelemeyi gerektirmektedir.

İç konuşmaların insanoğlunu rahatsız ettiği durumlarda bulunmaktadır. Bu rahatsızlığı ortadan kaldırmanın en önemli yanlarından biri, bir sosyal bir aktivite ile uğraşmaktır. Bu aktivitelerden bazıları; kitap okuma, bitki ve hayvan yetiştirme, resim gibi görsel faaliyetle ilgilenme, müzik aleti çalma ve ibadet etmektir. Her insan; kendi düşünce dünyasında ve hayatında talepte bulunduğu bir varlığa ihtiyaç duymaktadır. Bu varlık; Allah, Tanrı, Melek gibi göremediğimiz ancak hissettiğimiz varlıklar olabilir. “Gecenin bir kısmında O’na secde et ve gece uzun uzadıya O’nu tesbih et”. (76/İnsân 26) ayeti kerimesi de belki yüce yaradanın kendinle konuşulmasını istediği dünya meşakkatının olmadığı, insanın kendinle konuşabileceği saat ve anlardır. İnsan beyninde bilgiler dağınıktır. Bu dağınıklığı toparlamanın en iyi yolu, bu bilgileri iç dünyasında sıralamaya koymaktır. Bu iç konuşmalar ne kadar etkinse, hafızanın parlaması da o kadar etkin olur. Bu durumun faydalarını bir sınav ortamında rahatlıkla kullanabiliriz. İçimizde ne kadar çok konuşursak o kadar çabuk bilgilerin akışını sağlayabiliriz. Bu durum aslında zihinsel bir pratiktir. Aklımıza gelen bir problemin çözümü ancak bilgilerin sistematik sıralaması ile olur. Kendine konuşma görev üzerindeki kontrolü, konsantrasyonu ve performansı geliştirebilir. Aynı zamanda problem çözme becerilerini de geliştirebilir. Bu içsel konuşmanın dışa yansıması ise özellikle spor aktivitelerinde performansı arttırıcı etkilerde bulunabilmektedir. Kendi kendine konuşma, duyguları düzenlemeye ve işlemeye yardımcı olabilir. Örneğin, bir kişi gergin veya kızgın hissetmekten bahsediyorsa, bu ona şu şekilde yardımcı olabilir: Sinirlerini veya öfkelerini iyileştirmek için odaklarını yönlendirmek, duygularını kontrol etmek, o anda duygularına nasıl cevap vereceğini düşünmektir.

İçsel konuşmayı kategorize edersek eğer; Ses tonuna bağlı olarak bu iç konuşmanın 3 şekli  vardır. 1. si olumlu içsel konuşma: Bir kişi hakkındaki olumlu inançları teşvik eder ve pekiştirir. Olumlu iç konuşmaya katılmak, kaygıyı azaltabilir, konsantrasyonu ve odaklanmayı geliştirebilir. 2. si, Olumsuz kendi kendine konuşma: Genellikle eleştirel ve cesaret kırıcı diyalogları içerir. 3. sü, nötr iç konuşma: Bu tür bir kendi kendine konuşma, önemli ölçüde olumlu veya olumsuz değildir. İnsanlar bunu belirli bir inancı veya duyguyu pekiştirmek veya teşvik etmek yerine kendi kendilerine talimat vermek için kullanabilir. İnsanlar ayrıca kendinizle konuşmayı, açık ve gizli kendi kendine konuşma olarak da adlandırabilir. Açık konuşma, diğer insanların duyabileceği kendi kendine yönelik konuşmadır. Gizli konuşma ise başka hiç kimsenin işitemeyeceği, örneğin yüksek sesle konuşmak yerine konuşmayı ağızdan söyleyerek, dahili olarak gerçekleşen konuşmadır (Zoppi, 2021).

Kendi kendine konuşmayı nasıl azaltabiliriz? Biraz bu konuya değinelim. Bir günlükte kendi kendine konuşmayı yazmak, bir kişinin düşüncelerini zihninden aktarmasına, düşünce süreçlerini düzenlemesine ve stres ve kaygıyı yönetmesine yardımcı olabilir. Bir günlük tutmak, insanların kendi kendine konuşmalarına neden olan günlük durumları belirlemelerine ve gelecekte bu senaryoları nelerin tetikleyebileceğinin daha fazla farkına varmalarına yardımcı olabilir. Kendi kendine konuşmayı, ortaya çıktığında içsel düşüncelere kaydırmak ya da seslendirmek yerine konuşmayı konuşmak kendi kendine konuşmayı da azaltabilir.

Ancak bir halisünasyona bağlı olarak kişi kendi kendine konuşuyorsa bu durum şizofreniye girmektedir. Şizofreni hastası bir kişi, halüsinasyonlar veya sanrılar gibi davranışlarında ve düşüncelerinde değişiklikler yaşayabilir. Halüsinasyonlar, bir kişinin etrafındaki dünyanın parçası olmayan ve sadece zihninde bulunan şeyleri görmesine, duymasına, koklamasına, tatmasına veya hissetmesine neden olur. Şizofreni hastaları da dünyadan uzaklaşabilir, arkadaşları ve aileleri ile günlük etkileşimlere olan ilgilerini kaybedebilir ve duygularını ifade etmekte zorlanabilirler.

Sonuç olarak ister iç dünyasında dışa vurum olamadan sessizce konuşmak, isterse dışa vurum olarak alçak veya yüksek tonda konuşmak normal bir davranış şekli olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoğu insan için kendinizle konuşmak, akıl sağlığı durumunun belirtisi olmayan normal bir davranıştır. Kendi kendine konuşmanın, özellikle görsel arama görevlerinde performansı artırmada bazı faydaları olabilir. Ayrıca, aşağıdaki talimatları gerektiren daha uzun görevlerin anlaşılmasına da yardımcı olabilir. Kendi kendine konuşma, meşgul olmak için zararlı bir eylem değildir ve genellikle kendileriyle konuşan ebeveynler veya bakıcılar endişelenmemelidir. Bir kişinin görevlerle uğraşırken ve düşünceleri ve duyguları işlerken içsel bir monoloğa sahip olması doğaldır. Yaygın olan bu iç monoloğu sözlü olarak ifade etmeyi seçebilirler.

Sağlıcakla kalın.

Literatür

Zoppi, L., 2021.  Is it normal to talk to yourself? Medical News Today Newsletter. https://www.medicalnewstoday.com/articles/talking-to-yourself. Alıntılanma Tarihi. 01.03.2021

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ