Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI, Prof.Dr. İNANÇ ÖZGEN 6.11.2020 351 Görüntüleme

FARELER ve İNSANLAR

Paylaş

Fare ile insan münasebetleri yeryüzünün yaratılışı ile başlar. İnsan ve fare arasındaki ilişkiler birçok kitaba, filme şiire konu olmuştur. Fareler ve İnsanlar adlı eser, (İngilizce: Of Mice and Men), Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar John Steinbeck tarafından yazılmış önemli bir edebi eserdir. Kitap da George ve Lennie arasındaki kişilik farklılıklarına değinilmiş, Lennie’nin sevdiği şeylere kontrolsüz dokunma isteğinin, yolda bulduğu fareyi eliyle okşarken fazla sıkmasından dolayı ölümüne sebebiyet vermesi ve ondan ayrılmak istememesi, çiftlik yaşamında ki zorluklar, ayakta durabilme çabası gibi olaylar zincirinde “Saf bir insanın” yaşam savaşından kesitler sunar. Bu eserde ana tema olarak “Her insanın hayalinin olması, dostların son ana kadar birlikte olması gerekliliği” iki dostun başına gelen olaylar zincirinde vurgulanmıştır.

Yine fareler ile ilgili son yıllarda dikkat çeken ve insanın içini sızlatan “The Green Mile (Yeşil Yol)”  filminde hapishanede tutuklu ve idamlık olan bir tutuklunun sadık arkadaşı olan farenin,  gardiyan tarafından ezilmesi ile yaşanan drama değinmiş, üstün tabiat üssü güçlere sahip olan iyi kalpli ve aslında suçsuz olan  John Coffey tarafından tekrar yaşama döndürülmesi akıllarda kalan bir sahne olmuştur.

Bilimsel literatürde “fareler ve sıçanların” bulunduğu aleme bir göz atalım. Fareler ve sıçanlar bilimsel olarak kemiriciler içerisinde bulunmaktadır. Türkiye de bu kemiricilerin 61 türü bulunmaktadır. Dünyada ise memeliler içerisinde en büyük grup olan kemirgenlerin tür sayısı yaklaşık olarak 2000 adettir. (Yiğit et al., 2003). Tabi ki bu kemiriciler içerisinde tavşan, fare, kobay, kirpi, kunduz, sincap gibi hayvanları  da sayabiliriz. Bu hayvanların her biri ayrı bir dünya ve hepsiyle ilgili detaylara yer verme şansımız olacak. Ancak bu yazıyı daha çok fare ve sıçanlar ekseninde kaleme alacağız.

Kemirgen türleri, Antarktika dışındaki tüm büyük kıtalarda ve çoğu adada yaşamaktadır. Çoğu habitatta (yaşam alanında) yaşama uyum sağlarlar ve bataklıklardan ve tropikal yağmur ormanlarından çöllere kadar bulunabilir. Bazıları tüm zamanlarını yüksek ağaçlarda geçirirken, diğerleri yeraltında yaşar ve nadiren yüzeye çıkmaya çalışır. Nerede bulunurlarsa bulunsunlar, insanlar genellikle onlara zararlı ve baş belası olarak davranır, ancak yaşadıkları ekosistemlerde önemli roller oynarlar. “Fareli Köyün Kavalcısı” hikayesinde ki kıssa da söylendiği gibi, en basitinden kırsalda Kedi ve yaban hayvanlarının yaşama kaynaklarından biride farelerdir.

Ekosistemde tüm canlıların birbiri ile bağlantısı vardır. Beslenme ilişkileri bu bağlantılarda önemlidir. Doğada; kuşlar, sürüngenler, amfibiler, diğer memeliler ve hatta balıklar dahil olmak üzere hemen hemen her tür hayvan kemirgenleri bir dereceye kadar avlamaktadır. Kemirgenler ayrıca akarlar ve keneler gibi bir dizi parazite ev sahipliği yapar. Dünyanın her yerinde insanlar yiyecek için çeşitli kemirgen türlerini avlamış ve öldürmüştür. Afrika’da kaçak avcılar, daha büyük avlar tükendiğinde daha büyük kemirgen türlerini et için öldürmektedir.

Fare ve sıçanlarında içinde bulunduğu kemirgenler tropikal ormanlarda tohumları yayarak yeni ağaçların filizlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Birçok kemirgen toprak altında oyuk ve galeri açarak bitkilerin köklerinin havalanmasını, toprağın gübrelenmesini, daha çok oksijen alarak büyümesini teşvik etmektedir. Fungusların (mantarların) ormanlarda bitkilerin büyümesi ve gelişmesi için yaptığı önemli rolde, kemirgenler önemli aracılık rolü üstlenerek fungusların yayılmasında önemli rol oynamaktadır.

Farelerin insanoğluna sağladığı en önemli fayda hiç kuşkusuz biyomedikal araştırmalarda model canlı olmalarıdır. Önemli bir bilgi ki İnsan DNA’sıyla fare DNA’sının birbirine çok benzemesi. Yeni bir ilacın ortaya çıkarılmasında bulunmaz bir modeldir. Birçok ilacın ve bileşiğin insan organizmalarında yan etkilerinin ortaya çıkarılmasında fareler önemli rol oynamaktadır. RAT-Genom ver tabanlarında toplanan birçok veri sinir ve beyin hücre çalışmalarında sık kullanılır çalışmalar olmuştur (Ellenbroek and Youn.,2016).

Bu çalışmalarda Mice (Fare) ve Rat (Sıçan) kullanılmaktadır. Peki bunların farkı nedir? Fare daha küçük, sıçan ise daha büyüktür. En belirgin farklarından biri; 10 adet memelerinin olmasına rağmen,  sıçanların 6 memesi göğsünde, 4 memesi kasıklarındayken, farelerin 6 memesi kasıklarında, 4 memesi ise göğüslerinde yer almaktadır. Tabi ki sıçanlar zor şartlarda daha rahat yaşamlarını sürdürmektedirler. Sıçanların daha büyük olması, özellikle cerrahi prosedürlerle ilgili olarak ve sıçan modellerinin omurilik yaralanması çalışmalarında bir dizi pratik avantaj sağlamasıdır (Ellenbroek and Youn.,2016).

Kanser araştırmalarında doğal olarak kanserin fare üzerinde gelişimini teşvik ederek, bu hücrelerde kemoterapi ve diğer tedavi metotlarının nasıl işlediğine yönelik çalışmalar yapılmaktadır (Vandamme, T. F., 2014). Yine çağın önemli sorunu olan ve dünya genelinde 300 milyon insanı etkileyen depresyonun cinsiyet ve kuşaktan kuşağa aktarımını araştıran ve zararlı olmayan antidepressan çalışmalarında sıçan modelleri kullanılmaktadır (Gururajan et al., 2019). Ayrıca çağın önemli sorunu olan Alzheimer hastalığı tedavisi için de yine sıçan modeller kullanılmaktadır (Götz et al., 2018). “Hipertansiyon, Diyabet, Katarakt, Obezite, Solunum problemleri, Parkinson, HIV, kalp hastalıkları, Damar sertleşmesi, Covid 19 aşı çalışmaları ” gibi birçok hastalığın tedavisinde model organizma olarak “fareler ve sıçanlar” kullanılmaktadır.

Ayrıca; sıçanların şehir kanalizasyon hayatında ki rolleri yadsınamaz. Kanalizasyon pisliklerinin öğütülmesi, kontrollü çevre sağlığı sistemlerinde önemli bir yer tutmaktadır.

Fare edebiyatımızda da birçok şair’e ilham olmuştur. Cahit Külebi “Farelerin Ölümü” şiirinde farenin acizliğini şöyle ifade etmiş.

Farenin Ölümü

Umutsuzdu, yalnızdı, hali yoktu,
Canı çok yanıyordu günlerden beri.
Ne alnında dolaşan bir dost eli
Ne yardım isteyecek kimsesi vardı,
Ne Tanrısı, ne de peygamberi.

Günlerdir karanlık deliklerde
Yanıp sönüyordu gözleri.
Sevinç değil ki paylaşılsın
Kendi kendinindi kaderi.

Sürüne sürüne dışarı çıktı.
Kıvrıldı ateşte pençeleri.
Kurtuldu rahat etti farecik,
Rahat etti dişleri.

Kibardı, incecikti kuyruğu,
Vücudu, küçücük pençeleri.
Bir makara gibi çözüldü,
Unuttu kedileri.

Farecik! Nazlıcık! Garipçik!
Canı çok yanıyordu günlerden beri.
Kibardı, incecikti kuyruğu;
Boş koydu delikleri.

Bir varken bir yok oldu,
İşte dünyamızın işleri
.

Dünya Edebiyatında da farelerle ilgili yazılan birçok eser bulunmaktadır. Homeros ilahilerinde Fare ve Kurbağa (BATRAKHOMYOMAKHAİ) savaşında hayvanların yaşamları ve dünyasını anlatan, yaşama ait fikirler veren yaklaşımlar içerisinde farelerin kurbağaya seslenişinde ki şu ifadelere dikkat edelim (Anonymous, 2010).

“Ve kemiririm topuğunu, bu acı vermez adama, Tatlı uykusunu bölmez benim ısırıklarım. Ama iki şeyden yeryüzündeki her şeyden daha çok korkarım. Şahin ve dağ gelinciği;******** işte bunlar bana büyük felaket getirirler, Ve nerede alçakça bir tuzak varsa tecelli eder kader orada

Bu cümleleri okuduğumda aklıma Ege Üniversitesi’nden Hocam rahmetli Prof Dr. Ergun Bozkurt geldi. Değerli hocam; Hayvansal Zararlılar dersini anlatırken, bir soru sormuştum. Soru sormayı seven bir yapım vardı. Hocamın da alanı dışında tarih ve kültür alanında önemli bilgileri vardır. Aklımızda kalan birçok anekdotu vardı. Ben de hocama Homeros’un yazdığı notta, kemiririm topuğunu ifadesine istinaden ki ” tabi bu eserden haberim yoktu”  sorduğum. “ Hocam uyurken fareler insanların kulaklarını ısırır ve yerlermiş” doğrumudur? sözüne ithafen. “Oğlum horul horul uyurlarsa kulağı da kemirirler, herşeyi de…..” sözü halen kulaklarımızda ve gülümsemeler dudaklarımızda. “Mekanın cennet olsun hocam”.

Cahit Külebi’nin şiirinde ki son mısralarla sonlandıralım yazımızı.

Bir varken bir yok oldu,
İşte dünyamızın işleri.

Sağlıcakla Kalın.

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Literatür

Anonymous, 2010. Kurbağa- Fare Savaşı (BATRAKHOMYOMAKHAİ). Homeros, Çeviren: Ayşe Sina. folklor/edebiyat, cilt:16, sayı:64.

Ellenbroek, B. and J. Youn, 2016. Rodent models in neuroscience research: is it a rat race?. Disease Models & Mechanisms 2016 9: 1079-1087.

Götz, J., Bodea, L. G. And M. Goedert., 2018. Rodent models for Alzheimer disease. Nature Reviews Neuroscience volume 19, pages 583–598.

Gururajan, A., Reif, A., Cryan, C. F., and D. Slattery., 2019. The future of rodent models in depression research. Nature Reviews Neuroscience volume 20, pages686–701.

Yiğit, N., Çolak, E., Sözen, M. and S. Özkurt., 2003. A study on the geographical distribution along with habitat aspects of rodent species in Turkey. Boon. Zool. Beitr. 50 (4): 355-368.

Vandamme, T. F., 2014. Use of rodents as models of human diseases. J Pharm Bioallied Sci. 2014 Jan-Mar; 6(1): 2–9

 

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com