Ana Sayfa Murat Atlamış Yazıları 9 Temmuz 2026 773 Görüntüleme

Ekonomi Herkesi Farklı Vuruyor Demek ki…

Memlekette öyle bir ekonomik düzen kurduk ki, aynı markete giren iki insanın aynı ülkede yaşadığına inanmakta zorlanıyoruz harbiden.
Biri kasaya gelmeden ürün fiyatlarını hesaplıyor…
Diğeri maaşına gelen zammın vergisini hesaplıyor.
Birinin cebinde alışveriş listesi var…
Ötekinin cebinde bordro.
Sonra çıkıp hep birlikte aynı cümleyi kurar hale geldik;
“Geçim zor…” diyoruz kendi kendimize.
Demek ki geçimin de sınıfları varmış!
Milletvekili maaşları yine arttı.
Hayırlı olsun…
Ne diyelim?
Kolay mı efendim!
Her ay 310 bin lira maaş alacaksınız…
Sonra da “Bu ay nasıl idare edeceğiz?” diye kara kara düşüneceksiniz.
Allah gerçekten sabır versin! Sizlere.
Bir makam odasının dekoru değişecek…
Bütçe şaşacak.
Resmî davetler olacak…
Kravatlar yenilenecek.
Protokol gereği takım elbise alınacak.
İthal kahve de ucuz değil hani.
Hayat gerçekten pahalı…
Özellikle de başkalarının parasıyla bakınca.
Asıl zor durumda olanları da unutmayalım bu arada.
Hem milletvekili maaşı hem emekli milletvekili aylığı alanları…
Yaklaşık yarım milyon lirayla ay sonunu getirmeye çalışan bu kahramanları da konuşmalıyız burada!
Vatandaş domatesin kilosunu hesaplıyor…
Onlar acaba hangi makam aracını tercih etsek diye düşünüyorlar.
Herkesin derdi kendine büyük bu ülkede.
Ekonomi herkesi farklı vuruyor demek ki…
Mahallede emekli amca elektrik faturasını görünce tansiyon ilacı içiyor.
Siyasetçi maaş bordrosunu görünce moral konuşması yapıyor.
Asgari ücretli peynirin gramını hesaplıyor.
Milletvekili maaş katsayısını.
İkisi de matematik sonuçta…
Ama sonuçları çok farklı.
Bir de klasik açıklamalar geliyor.
“Milletvekili maaşı yüksek görünüyor ama yetmiyor.”
Elbette yetmez…
Çünkü ihtiyaçlar kişiye göre değişiyor.
Kimisi ayçiçek yağı alıyor.
Kimisi makam odasına yeni koltuk.
Kimisi çocuk harçlığı düşünüyor.
Kimisi temsil ağırlama bütçesini.
Hayat herkese eşit davranmıyor demek ki.
Muhalefeti de es geçmeyelim bu arada.
Kürsüde maaş artışını en sert onlar eleştiriyor.
Mikrofonlar kapanıyor…
Maaşlar hesaplara yatıyor…
Bir sessizlik…
Sanki Meclis değil, kütüphane.
Demek ki maaşın ideolojisi olmuyormuş.
Bankamatik, parti rozeti sormuyor kimseye.
İktidar diyor ki:
“Ekonomi büyüyor.”
Vatandaş diyor ki:
“Benim alışveriş poşeti küçülüyor.”
İktidar grafik gösteriyor.
Vatandaş fiş gösteriyor.
Biri rakam anlatıyor.
Diğeri raf fiyatı.
Hangisi yanlış?
Belki hiçbiri…
Çünkü herkes kendi cüzdanından konuşuyor.
Eskiden insanlar birbirine “Nasılsın?” diye sorardı.
Şimdi “Kira kaç oldu?” diye soruyor.
Eskiden düğünlerde altın konuşulurdu.
Şimdi ayçiçek yağı.
Eskiden çocuklar bisiklet isterdi.
Şimdi anne babalar doğal gaz faturasının son ödeme tarihini.
İşte ekonomik gelişmenin halk dili bu olsa gerek.
Milletvekili maaşı elbette olacaktır.
Devleti yöneten insanların görevlerinin karşılığı vardır.
Kimse bedava çalışsın demiyoruz.
Ama mesele maaşın büyüklüğünden önce, vatandaşın küçülen alım gücü olmalı bana göre.
Çünkü insanlar yönetenin kazandığına değil…
Kendisinin kaybettiğine bakıyor neticede.
Adalet terazisi de tam da burada sallanmaya başlıyor.
Bir de işin psikolojik tarafı var.
Marketten iki poşetle çıkıp bin lira ödeyen vatandaşın karşısına çıkıp “Geçinemiyoruz.” demeniz…
İnsan ister istemez gülüyor kendince.
Sonra da gülmesine kızıyor.
Bu ülkede öğretmen de geçinemediğini söylüyor.
Hemşire de…
Emekli de…
Esnaf da…
Çiftçi de…
İşçi de…
Memur da…
Milletvekili de…
Demek ki ortak cümleyi bulmuşuz.
Ama ortak maaşı bulamamışız.
Velhasıl…
Kimisi pazarda en ucuz domatesi arıyor…
Kimisi maaş katsayısını.
Kimisi kredi kartı limitini yükseltmeye çalışıyor…
Kimisi maaşını.
Kimisi ay sonunu düşünüyor…
Kimisi bir sonraki zammı.
Aynı ülke…
Aynı bayrak…
Aynı enflasyon…
Ama bambaşka hayatlar.
Çünkü ekonomi gerçekten herkesi vuruyor…
Sadece bazılarını tokatlıyor,
Bazılarını ise uzaktan selamlayıp geçiyor.
“Milletin cebi küçülürken yönetenlerin maaşı büyüyorsa, tartışılan sadece rakam değildir; güven, vicdan ve adalet duygusudur. “

Benzer Haberler

İlginizi çekebilir

Tema Tasarım | Osgaka.com