Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI, Prof.Dr. İNANÇ ÖZGEN 19.10.2020 366 Görüntüleme

EĞİTİM PERSPEKTİFİNDEN AĞIN İLÇEMİZE VEFA

Paylaş

İlçenin fikir insanı üstadımız Bedrettin KELEŞTİMUR abimizin Ağın ile ilgili tespitleri ve önerileri çok önemli. Bizimde Ağın’a duyarsız kalmamız mümkün değil.

Öğretmen emeklisi annemin Ağınlı olması, çocukluk döneminde bu güzel ilçeye sık gitmemizi sağlıyordu. Saatlerce beklenen feribotlar, beyazlar içinde bu cenneti görmemiz için yeterliydi. Güzelim hoş kokulu üzümleri, sımsıcak leblebisi, tarhanası, pestili, orciği, payamı (Badem), narı bir başka güzeldi. Genç Osman neslinden gelen Ağın Tatarağası mahallesinden Dedem Mehmet Nasuh SATIR ve Özdem ailesinden Apuşmalı anneannem Sakine SATIR (ÖZDEM)doyulmaz insanlardı. Keşke zaman makinası olsa da geriye dönüp tekrardan o günleri yaşayalım dememek elde değildi.

Eğitime ilçenin verdiği değer ve önem, imkanların sınırlı, il merkezine uzaklığı gibi dezavantajlarına rağmen her ailede okumuş bir insanın mutlaka olması ilçenin değerini bir kat daha arttırıyordu. Hele ki her meslekten okumuşları, kendi alanlarında yapmış oldukları işi en güzel şekilde yerine getirmek için canla ve başla uğraşıyorlardı. Öğretmenlik mesleği ilçenin geçmişinde çok önemli yer tutuyordu. Beyazsaray’da verilen mesleki eğitimler de ilçenin eğitim serüveninde önemli yer tutuyordu. El yapımı halıları, göz kamaştırıyordu. Ayrıca; Ağınlılar; Atatürk ilkelerine bağlı, kendine ait kültürel yapısı ve vatansever kimlikleriyle hep fark yaratan bir toplum olmuşlardı.

Tesadüfdir ki Keban ilçesinde okula ilk adımlarımı Ağınlı öğretmenlerle atmıştım. Bu vesileyle bana alfabenin ilk harflerini öğreten Canım Öğretmenim Özcan; Ağınlı Özcan OĞUZ öğretmenimi rahmetle anıyorum. Yine 5. Sınıfta öğretmenim olan Ağınlı Hatice TARAKÇI öğretmenime sağlıklı yıllar diliyorum. Allah onlardan razı olsun. Onlardan ve tüm öğretmenlerimizden.

”4. Sınıf öğretmenim Fügen ERDEM öğretmenime de sağlıklı yaşamlar diliyorum”

İlçenin sorunları çok. Bu sorunlardan en önemlisi bence göç sorunudur. İlçe insan göçüyle yıllarca kan kaybetmiştir; ilçenin verimli arazilerinin büyük bir çoğunluğunun sular altında kalması birçok aileyi olumsuz etkilemiş. İlçede bulunan Ağınlı memurların çoğu çocuklarını okutmak için büyükşehirlere göç etmişlerdir. Ulaşım sorunu ve her saatte feribot bulamamak bu göçü arttıran nedenlerden olmuştu.

İlçede son yıllarda badem üretimin artması, köprünün yapımı ile (Emeği geçenlerden Allah razı olsun) ilçe bir nebze nefes almıştır. Ali USLU başkanımızın yapmış olduğu güzel çalışmalar ilçenin kıpırdanmasına vesile olmuş. Kendisini sosyal medya üzerinden takip ediyoruz. Ahmet KARAHAN beyin Ağın sitesinde ilçe ile ilgili gelişmeleri takip etme şansı buluyoruz. Ağın Kadınları Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin çalışmaları da takdir edilecek bir girişim. Kooperatifin Kurucu Başkanı Samiye GENÇ’in ve arkadaşlarının çalışmalarına katkı vermek ilimiz ve bölgemiz açısından önemli Ağınlı kadınların elinin değdiği ürünler geçmişten geleceğe bir köprü kuruyor. Alıç sirkesi, üzüm sirkesi, alıç çiçeği, karpuz kabuğundan reçel, dut pekmezi, karadut pekmezi, reçeli, piripirim turşusu, öküz gözü üzümünün çekirdeği gibi birçok güzel, yeni ve sağlığa faydalı ürünler bu kooperatifin ürünleri içerisinde. Destek vermek lazım.

Bu girişimlerin ilçe de açılması muhtemel yüksekokulla daha da değerleneceğine inanıyorum.

Birazda eskiye gitme adına; Gurbette bir Ağın Vahşenli hemşehrimiz Mustafa KAYA’nın dilinden Ağın ve köyüne dair anılarını hasret ikliminde okuyalım.

ANILAR

…..memleket toprağımız , nasıl da tanıdık nasıl da kavuşamayan iki sevgili gibi bekliyor uzakta sevenlerini , anılarımız sıkı sıkı koruduğumuz albüm fotoğrafların her birinde yeniden canlanır ve kendimizi gördüğümüz resimlere odaklarız , fotoğraftaki gibi sımsıcak tertemiz , her baktığımızda daha önce fark edemediğimiz ayrıntılara ve duygularımıza şahit oluruz , her kare fotoğrafın adeta içine gireriz , meyveli ağaçların , çiçeklerin kokusu böğürtlenlerin , kara üzümlerin tadı , arkta soğutulan ayranlı çorbanın lezzeti sanki o an yeriz ve içeriz orada oluruz , bereketli tarlaları ile bağ bahçeleri ile beyaz topraklı bayırlar, kerpiç örülü evleri ile mavi ve yeşilin uyumlu güzelliği içindeki fotoğraflar bizi uzun zaman oyalar , o siyah beyaz yılların siyah beyaz fotoğrafları ise en dokunaklısı olur , geçmiş yaşanmış ne varsa fotoğraflar bizi bağımlı yapıyor , ve sesli sesli konuştuğumuzu fark ederiz merhaba güzel ülkemin güzel köyü ,merhaba Ağın’ın ve köylerinin ve vahşen’in güzel insanları ,merhaba söğüt ağaçları, dut ve kavak ve payam ağaçları, merhaba cirik hakko,ete mahalle çeşmeleri merhaba..!!! evet anıları zengin olduğu kadar geçmişin hüzünlü yaşanmışlıkları olan memleket toprağımızın kendine mahsus sevimliliği ve bir medeniyete beşiklik eden mütevazi konumu her zaman dikkat çekici olmuştur , her birimizin yüzlerce hatırası olan kaç ciltlik bir ansiklopedi olacak hikayelerimiz vardır yaşadığımız köylerde , dinlemekle usanılmayan okumakla da bıkılmayan yazmakla da bitmeyen anılar..,

….dut ağaçları gelir aklıma çarşaflar açılı bahçelerde dalları çırpılan dutların patır patır dökülüşleri hiç çıkmaz aklımdan, bir de suyu çok seven salkım söğüt ağaçlarının köyün kederlerini yüklenmiş gibi hüzünlü iki büklüm duruşları, hakko’nun suyunun bağ ve bahçelere dağılımını sağlayan hargların suyu bile soğuk akardı ve buzdolabı görevi görürdü, o harg başı ayran soğutma saatleri akşam namazı sonrasına kadar devam eder tam bir rahatlama-dinlenme-insanın rehabilite olduğu seanslar gibidir, evet gerçekten ayranlı çorba, ayran ve yoğurtlar hakko’nun akıp giden soğuk sularında soğutulur kıvamını bulurdu…

……köy insanlarımızın mezarlık başından duyulan araba seslerine olan merak ve heyecanları, yaşlı genç çoluk çocuk herkes yakınlarının gelişleri umuduyla aşağı mahalleye dizilirlerdi ,köye gelenlerin karşılanışları bayram sevinçleri gibi olurdu, ne mutlu kavuşmalardır bunlar , ancak görmek ve yaşamak gerekir, eğer köyden ayrılan olursa köy insanımızın boynu bükük duruşları unutulmaz anılardır, her evin böyle sevinçleri ve ayrılış hüzünleri olurdu, o kadar alışılmışlığın ardından dökülen gözyaşlarının içten, samimi güzelliğini ben bu veda anlarında şahit oldum…

..köy içinde gezinti yaptığımız o taşlı dar sokaklar içinden yürümek farklı bir dünya yaşatır insana ,son zamanlarda daha itinalı olmuş sokaklar taş yollar, köyün her bir sokağı bin bir hatırayı taşır onları itina ile saklar fotoğraflar ve kundaklara sarılı gibi adeta albümlerde yerini alır , ve sokakların içi sağlı sollu omuz omuza birbirine yakın evlerin , güzel dostluklar gibi sırt sırta duruşları omuz omuza verişleri ne güzel görülmeye ve anlam çıkarmaya değer bir görselliktir..

..Ağın’dan çıkarak sıra dutları geçtikten sonra kıvrıla kıvrıla usulca yaklaşır köye yürüdüğümüz yol , bizi köyümüze kavuşturan yol bazen beyaz bazen kırmızı topraktır, çakıllı ve dikenlidir de , bazen dut payam ağaçları yoldaş olur son virajı da alırsınız zehra tarlasından sonra karşınızda vahşen ..işte o unutulmaz fotoğrafı ile köyümüz bizi kendine çeker , gözleriniz buğulanır kalbiniz çarpar sevdiklerinize çok yakınsınızdır artık…

..mevsim kış ortalıkta kimse yok ,olsun böyle de o köy bizim köyümüz yine güzel , gri solgun hüzün yüzlü baksa da bize yazı kışı baharı , dört mevsim ayrı bir duygusal güzellik taşır köylerimiz..

..bahar henüz gelmiş , daha yeşil daha sevilir görünümlere hazır vahşen , siz hiç mahmud’un geyiği denilen mevkide durup duygularınızla yüzleştiniz mi ? , bu nokta mezarlık başıdır ve solda bir çeşme vardır ,adeta soluklanmaya köye giriş hazırlığı yapmaya müsait bir yer, dinlenme tesisi gibi yaklaşan her insana hoş geldin der , gelenleri gidenleri ağırlar da ağırlar kah buruk kah mutlu..(hala duruyor mu bilmiyorum ) …uzaktan süt mavisi göl içinize gözlerinize sürme çeker gibi size hoş geldiniz der ,hangi deniz taşır bu rengi hangi rüya sahiller bu sıcaklığı verir insana ,dost eli gibi yakın gelir bu göl denizi mavi su, köyün havasını güzelliğini uzaklığını sevdirmek için yarışır , yüz yüze geldiğimizde doğduğumuz toprakların zihin ve duygu dünyamıza işlediği fotoğraf bundan başkası değildir , biz doğduğumuz o toprakların çocuğuyuz ve vazgeçemeyiz köyümüzden dünya kadar gezsek de yeryüzünde ….

…bostanlıklardan bağlardan aldığımız üzüm salatalık acurlar kavun ve karpuzlar soğuk su kaynaklarında suya bırakılır ,soğuması beklenilirdi, , o su başlarında yapılan sohbetler buluşmalar bir başka olurdu , insan aklından yüreğinden çıkmaz uzun yıllar geçse de , her bir rast geldiğimiz fotoğraf bizi anıların içine çeker , sevgi ve dostlukların izleri , bu his duygu yağmurunun ömür boyu bizimle kaldığının kanıtıdır, evet kısacası köyümüzün her bir zaman dilimi konuşmaya değerdir..

Okumuş insanı ile ülkemizde yer tutmuş bir ilçenin geçmişiyle değil geleceğin eğitim perspektifinde yer alması için Üstad Bedrettin KELEŞTİMUR’un yüksekokul çağrısını destekliyor ve Ağın ilçesinin bunu kat be kat hak ettiğini düşünüyorum. Yüksekokulun açılması için gereken iradenin Fırat Üniversitesi yönetiminden sağlanacağına da inancım tam. Ayrıca ilçede yüksekokul dışında Fırat üniversitesi bünyesinde ilçede farklı konu başlıklarında merkezler de açılabilir. Ağın belediye başkanının Tarım’da ilçe için katma değer getirecek ürünlere yönelik üretim çalışmalarının da ilçenin gelişimi için önemli olacaktır. Bu bağlamda Tarım ve Orman bakanlığının, TKDK desteklerinin ilçe ile daha fazla buluşması ilçenin gelişimine önemli katkılarda bulunacaktır.

Açılması muhtemel Yüksekokulda hangi bölümler olabilir:

Örneğin;

Fırat Üniversitesi AĞIN MYO’da

1. Bahçe Tarımı,

2. Aşçılık,

3. Evde Yaşlı Bakımı

4. Çocuk gelişimi

5. Gastronomi

Merkez Olarak;

1. Ağın ve Yöresi Halk Edebiyatı Araştırma ve Geliştirme Merkezi

2. Sert Kabuklu Meyveler Araştırma Merkezi

3. Ağın ve Yöresi Lezzetleri Araştırma ve Geliştirme Merkezi

4. Su Sporları Araştırma ve Uygulama Merkezi

5. Kadın Girişimciliğini Destekleme ve Geliştirme Merkezi

Bu bölümlere tabi ki alternatifler ve eklemeler olabilir.

Sağlıcakla kalın.

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com