Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI, Prof.Dr. İNANÇ ÖZGEN 10.11.2020 300 Görüntüleme

ACABA!!!

Paylaş

Büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 82. Yıl dönümündeyiz. Yaş itibariyle 57 yaşında hayata gözlerini yuman bir liderin bu kısa yaşamına sığdırdığı yüzlerce başarı halen geleceğe ait umutlarımızın canlı tutulmasını sağlıyor.

Büyük Önder’in ölümün nedeni Siroz hastalığına bağlanmaktadır. Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz sözünü bizzat Ulu Önder’in söylemediği birçok yazar tarafından iddia edilmesine rağmen, bu sözün ülkede bulunan sağlık ordusuna büyük ilham ve güç verdiği de aşikardır. Eriş Ülger; Damlada Deniz isimli kitabında böyle bir ifadeye ve söze ait herhangi bir belgeye rastlanmadığını anlatırken, Atatürk’e yanlış teşhis koyan hekimleri hatırlatıyor ve “Böyle bir belgenin varlığını kanıtlamak şöyle dursun, Atatürk’ün müdavim (devamlı) doktorlarının, Gazi’nin böyle bir vecizesini hak edip etmedikleri dahi bir sorudur” ifadesini kullanmıştır. Kitap; önemli saptamalarıyla okunmaya değer bir eser ve arşivlerden yola çıkılarak değerli bilgiler vermektedir.

Tarih itibariyle; o dönemi gözümüzün önüne getirdiğimizde lider hangi sağlık sorunlarıyla baş etmeye çalıştı, kısaca bir bakalım. O dönem itibariyle Ulu Önder’in vücudundaki kaşıntıların sinek ve böceklerden kaynaklandığı iddia edilmiş, evin ilaçlanması gerektiği fikriyle, ilaçlamaya rağmen kaşıntının devam etmesi ile birçok sebep ekseninde teşhis çok geç konulmuştur. Sağ kaburgasının altında ki ağrılar, burnundan gelen kan’ın güneş çarpmasına bağlanması, vücudu aşırı yoran Gripin’in sürekli tedavilerde verilen ilaçlar içerisinde olması da sürecin ne kadar hatalı yönetildiğini ortaya koymaya yetiyor (Ülger, 2008 ).

Ulu Önder’in ölümüne 5 yıl kala inkılaplarıyla toparlanan bir ulusu kemiren ve kemirecek oluşumların ortadan kaldırılması da büyük öncelik taşıyordu. Lider; çok okuyan ve okuduğunu analiz ederek yorumlayan ve etrafındaki insanlarla rahatlıkla tartışabilen bir yapıya sahipti. Yıl 1935 yılını gösterdiğinde; “Masonlar ve Çalışma Yöntemleri” isimli kitabı okuduğunda, kendisi de Mason dernekleri içerisinde bulunan (Solak, 2010) dönemin İçişleri bakanını Şükrü KAYA’yı çağırıp, “Kökü dışarda olan bu şer odaklarını hemen kapatın” sözü ile 13 Ekim 1935 yılında ülkede ki tüm mason localarının kapatılması emrini vermiştir. O dönem itibariyle de ülkede ki masonlar kökleri dışarda olan Üstad’ı-Azam’a bağlıydılar. Şükrü KAYA “tarihte deterministiz, icraatta pragmatik maddiyatçıyız” sözü ile meşhur bir bakandır. Cumhuriyet döneminin en uzun İç İşleri Bakanlığı yapan bu bakanın hayat hikayesi’de önemli kesitlerle doludur.

Kendisi de mason olmasına karşın Cumhuriyet Hükümeti‟nin ve Atatürk‟ün İçişleri Bakanı olarak Kaya, locaların istediği yönde davranmayarak Atatürk‟ten aldığı emri yerine getirmiştir (Solak, 2010). Bu emir bakan tarafından uygulandıktan sonra, ”Mason locaları hemen bu haberi duyar duymaz Ulu Önder’in huzuruna gelir ve bu kararın geri alınmasını” talep ederler. Ulu Önder sizin kumanda merkeziniz nerede? Sorusuna verilen cevapta “Cenova” cevabını alınca verdiği karardan vazgeçmeyeceğini bildirerek kararın hemen uygulanması gerektiğini ifade eder ( Anonymous, 2018).

Yüksek dereceli bir mason olan Avram (İbrahim, Abraham) Benaroyas, Türkiye Mason Cemiyeti’nin kapandığını duyduğunda “O sarı lider ortadan suret-i katiyetle kaldırılacaktır!” (-Laiki Foni “Halkın Sesi” gazetesi, Yunanistan, 1948.) ifadesi manidardır (Koca,2014).

Lider’in otopsi raporu tam bir otopsi raporu gibi olmadığı çeşitli iddiaları içerisinde barındırıyor. Vücudundan otopsi için kan alınmadığı, ölüm raporunun yayınlanmadığı da biliniyor. Sıtma tedavisiyle; aşırı kinin yüklenerek karaciğer’in iflası ile siroza döndüğü ve öldüğü söyleniyor. Yoksa; içki içerek öldü safsatalarıyla Ulu Önder’e dil uzatan ve uzattıranları da tarihin affetmeyeceği su getirmez bir gerçektir. İçer, içmez orası da kimseyi arka planda rant devşirmeye itmemelidir.

Mumyaların bile ölüm nedenlerinin ortaya konulduğu, teknolojinin ve Adli Tıp’ın geliştiği bu yüzyılda ACABA’ların giderilmesi için bu karanlık dönemin aydınlanması gerekiyor. Atatürk’e son 3 ayda verilen ilaçlar, tedavi metotları, doktorları, doktorlarının milliyeti ve bağlı oldukları dernek ve topluluklar, tahsilleri, bağlantıları ve onların sonraki akıbetlerinin çok daha iyi bir şekilde irdelenmesi, yakın tarihe ışık tutacaktır.

Mekanın Cennet olsun, Bir Ulusun KAHRAMANI.

Prof.Dr.İNANÇ ÖZGEN

Fırat Üniversitesi

Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Literatür

Anonim, 2018. Murat Karahan Yazıları. Beni Türk hekimlerini Emanet Edin. https://www.muratkarahan.com/yazilar/Beni-Turk-Hekimlerine-Emanet-Edin

Ülger S.E., 2008. Damladaki Deniz. İnkılap Kitabevi, 400 s.

Koca, Y. Z., 2014. Atatürk Öldü mü, Öldürüldü mü.? Kalipso Yayınları. 270 s.

Solak, M., 2010. Atatürk Döneminde Şükrü Kaya’nın Siyasi Hayatı (1923-1938). Yüksek Lisans Tezi. 274 s.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com