Yeni Sykes – Picot Planı

Köşe Yazıları

Son zamanlarda yaklaşık yüz yıl kadar önce bölge ülkelerinin büyük bölümünün siyasi sınırlarını belirleyen Sykes-Picot Anlaşması’nın son bulduğu ve yeni Sykes-Picot’nun inşasına başlandığı yönündeki açıklamalar yaygınlık kazandı.

Yeni Sykes-Picot, günümüzün süper güçleri tarafından eksen Arap ülkelerinin etnik, dini ve mezhepçi temellerle bölünmesi suretiyle Ortadoğu’da yeni bölgesel bir sistemin kurulmasını arzulamaktadır.

Ayrıca İslam Devleti adını alan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün Suriye ve Irak’ta yaptıklarının Birinci Sykes-Picot sınırlarının ortadan kalkması olarak görülmesi ve ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bölgenin şu günlerde 1916’daki Sykes-Picot Anlaşması’nın son demlerini yaşadığını açıklamasıyla birlikte bölgenin ufkunda bu sunumun sahiplerinin dayandığı bir dizi gösterge belirdi.

Birinci Sykes-Picot, Şerif Hüseyin’in 1916 yılında Osmanlı devletine karşı başını çektiği büyük Arap isyanının kanatları üzerinde benimsediği İslam hilafetinin Arap projesini beraberinde getirmişti. Bu proje, o vakitler Fransa ve İngiltere gibi büyük emperyalist ülkelerce destekleniyordu.

İki ülke Osmanlı devletini parçalamak ve Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak devletlerine katılarak düşman hanesine koyduğu hasta adamı öldürmek için bağımsızlık yanlısı Arap takipçilerinin desteğini almayı amaçlıyorlardı.

Bugün ufukta Birinci Sykes-Picot’nun ‘Mavera-i Ürdün Emirliği’ gibi bölgede yeni oluşumların ortaya çıkmasına yol açması gibi Irak Kürdistanı adıyla yeni bir devletin kurulma işaretleri beliriyor.Amerikan Time dergisi Irak’ın eski-yeni haritalarını Suriye-Kuveyt-Suudi Arabistan uzantılarıyla birlikte ortaya çıkarırken ABD Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Richard Haass, yeni Sykes-Picot’nun, Washington’u Irak’ta giderek kötüleşen çıkmazın sonuçlarından ve Suriye’deki ürkütücü tereddüdünden kurtaracağını düşünerek eski Ortadoğu’nun dağılacağını ve bu dağılmanın an meselesi olduğunu vurguluyor.

Birinci Sykes-Picot, Yahudilere Filistin’de 1917’de ulusal vatan kurma imkânı veren Balfour deklarasyonuna yol açtığı gibi İsrail devleti de yeni Sykes-Picot’nun düzenlemeleri içinde yer alıyor. Zira Netanyahu hükümeti bu konudaki Amerikan tutumunun aksine Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık ilan etmesine sıcak baktığını ortaya koydu. Netanyahu, Kürt egemenliğine resmiyet kazandırılması çağrısı yaptı. İki önemli İsrailli yetkili de ABD Başkanı Barack Obama ve Dışişleri B John Kerry ile yapılan toplantılarda Irak’ın kuzeyindeki Kürt devleti varlığını ‘olumlu karşılanan bir emrivaki’ olarak tanımlamıştı.

İsrail’in bu tutumu, bölgede Arap olmayan çevrelerle yakın ilişkiler kurarak üzerindeki tecridi kırmayı amaçlayan stratejisi çerçevesinde Kürtlerle 1960’lı yıllara dayanan gizli askerî, istihbarat ve ekonomik ilişkiler inşa etme girişiminden kaynaklanmıyor sadece. Tel Aviv, aynı zamanda Kürdistan petrolü ve gazından makul bir pay alma şansını artırmak istiyor.

Buna ilaveten İsrail, Arap ülkelerini, etnik ve dini zıtlaşmaları körükleyerek parçalama stratejisini derinleştirmeyi amaçlıyor.

Bu strateji, İsrailli diplomat Oded Yinon’un Dünya Siyonist Hareketi’nin dergisi Kivunim’da 1982 Şubat’ında ortaya koyduğu düşünceden ilham alıyor.

Bu fikir, İsrail hükümetleri ve organlarınca bir çalışma planına dönüştürülmeden önce ülkedeki siyasi düşünce merkezleri tarafından revize edildi ve geliştirildi. Oğul Bush yönetimi bu plana olumlu yaklaştı.

Yeni Muhafazakârlar, Irak’ın işgal edilip ordusunun dağıtılması, Kürt ayrımcılığının önünün açılması, Şii aşırılığın Sünnilere oranla Washington ve Tel Aviv’in güvenlik ve çıkarları için daha az tehlikeli olduğu düşüncesinden hareketle Irak’ta Sünnilere karşı İran’la işbirliği yapan zalim Şii hâkimiyetine zemin hazırlanması gibi sömürgeci eğilimleri ve İsrail emellerine olan aşırı destekleriyle Bush yönetimini kontrol altına aldılar.

Bölgedeki bölünmenin hatlarını önce ‘millet’ sistemi üzerinden Osmanlı devleti ve sonrasında Batılı sömürge güçleri yani dış çevreler belirledi. Bununla birlikte Arap ülkeleri çizilen bu hatları kabul ediyor, bağlı kalıyor ve sınır anlaşmazlıklarının çözümünde referans olarak alıyordu.

Yeni Sykes-Picot’nun ilan edilmesi, tıpkı Fransız diplomat Charles François George Picot ile İngiliz diplomat Albay Sir Mark Sykes arasında gizli imzalanan, Paris, Londra ve Moskova’da dışişleri bakanlıklarında anlaşma belgeleri trafiği ile varılan Birinci Sykes-Picot’da olduğu gibi Emperyalist güçler tarafından son derece gizli yürütülüyor.

O dönem, komünistler 1917 yılında Rusya’da iktidara gelene kadar anlaşma su yüzüne çıkmamıştı. Arapları bekleyen komplonun yol işaretleri 1920’deki San Remo Anlaşması’nın imzalanmasıyla ortaya çıktı.

Sonrasında Fransa, Suriye’yi, Lübnan’ı ve Irak’ta Musul’u; İngiltere Bilad-ı Şam’ın güneyinin bir bölümünü, Irak’ı, Arap Körfezi ile Fransa’nın nüfuzu altında bulunan bölgeyi işgal ederken Filistin, 1917’deki Balfour deklarasyonunun yayınlanmasıyla Yahudilere verilene kadar uluslararası vesayetin kontrolünde kaldı. Çarlık Rusya’sı Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması sonrası Fransa ve İngiltere’nin ‘Bereketli Hilal’ bölgesini ve etrafını kendi aralarında bölüşmesine alkış tuttu, Arap milliyetçilerinin tepkileri Büyük Suriye’nin dörde (Filistin, Mavera-i Ürdün Emirliği, Lübnan ve modern Suriye) bölünmesini engelleyemedi.

Maalesef Milletler Cemiyeti 1922 yılında bahsi geçen anlaşmaları onayladı.

Fransızlar ve İngilizler şeytani planlarla etnik, dini ve mezhebi mühendislik üzerinden bölgeyi mayınladılar.

1950’li yılların başlarında iki ülkenin nüfuzu zayıfladı ve oluşan boşluktan Libya’dan Irak’a bölge ülkelerinde iktidarın dizginleri üzerinde hegemonya kuran milliyetçi askeri diktatörlükler kuşağı çıktı.

Ocak 2011’de devrimci hareket patlak verinceye kadar bu yapı sürdü.

Bu devrimci hareket, Arap ulus devletinin sorunlarını göz önüne serdi ve bu ülkeleri dağılma sürecine hazırlık olarak taşları yerlerinden oynattı.

ABD ve Fransa gibi uluslararası aktörlerin İsrail, gibi bölgesel müttefiklerin yardımıyla harekete geçmesi, yeni Sykes-Picot doğrultusunda aynı etnik, dini ve mezhebi esaslara dayanarak bölgenin jeo-stratejik açıdan yeniden şekillendirilmesini amaçlamaktadır.

Görüldüğü kadar Charles François George Picot ile İngiliz diplomat Albay Sir Mark Sykes’ın ruhları bugün hala Ortadoğu da dolaşıyor.

Ancak karşılarında bu kez hain, zalim ve sinsi planlarının farkında olan Türkiye var.Katkılarından dolayı E.Baş Müfettiş Burhanettin KARAGÖZOĞLU’na teşekkür ederiz….

AV. KEMAL ÇELEBİ

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ