Bitli baklanın da müşterisi olur…

Köşe Yazıları

René Guénon “Modern Dünyanın Bunalımı” kitabında diyorki:
“… Modern Batı, insanların daha az çalışıp kanaatkâr olmasına tahammül edemez. Sadece nicelik önemsenir ve beş duyu ile algılanmayan ne varsa yok hükmündedir. Bu yüzden maddî üretim yapmayanlar “tembel” damgasını yerler.” (…)Hatta (batıda) dindar (hristiyan) geçinenler nezdinde bile maddî karşılığı olmayan tefekkür gibi faaliyetler alay konusudur. Böyle bir dünyada insan aklının ve iç dünyasının kıymeti yoktur. Çünkü bunlar görünmez, dokunulmaz, sayılmaz ve terazide tartılmaz. Ne kadar anlamsız olursa olsun dışarıdan görünebilecek eylemlerin kıymeti vardır. (…) Bu dünyanın ideali, kas gücünü azamî geliştirmiş olan “hayvanî insan” denebilecek bir yaratıktır. (…) Halkı coşturan onların başarıları, rekorlarıdır. Böyle bir toplum insanlıkta dibi bulmuştur ve sonu yakındır …”

★★★

Yanlış yerleşmiş bir algı var ki, o da kültür ve medeniyyet terimlerini birbirine karıştırmış olmak.

Egoya ve konfora, ve bedene yatırım kültürünü medeniyyet ve modernite olarak algılayan zihniyet, bu kültürün taklidi ile medenîleştiği zehabına kapılarak, his âlemini, insanın iç dünyasını hesaba katmaksızın kabuğu bezemekle meşgul…

Özü ihmâl eden, tefekkürü gereksiz gören, insanı et-kemik bedenden ibaret varsayarak yeme-içme ve üreme gibi fizyolojik ihtiyaçlarını ve egoizmi merkeze yerleştiren bir kültür “medeni”liğe ve “insan” a ne kadar ait ve yakın acaba ?

Ruhtan soyutlanmış, et-kemik bedeninin rahatı ve konforundan öte gayesi olmayan bencil ve muhteris bir tipolojinin, eğreti duran medenî yaftası ile meydanda/ tezgâhta olanların; modern kültür afyonu ile uyutulmuş alıcıları olabilir…bitli baklanın kör alıcısının olduğu gibi !

Halbuki ve hakikâtinde, dış dünyayı algılamaya yarayan beş duyunun ötesindeki iç âlemin bezekleri olan: hak, hukuk, adalet, sevgi, hoşgörü, empati, merhamet, şefkat, yardımseverlik, tevazu, cesaret, cömertlik, vefâ, sadakat, doğruluk…

gibi hasletlerle donanmış olan varlığa “Medenî İnsan” denir…bu hasletler ise öze/ruha mütealliktir, bedene değil.

Ve medeni toplumu inşâ ve ihyâ etmek ise ancak bu insanî hasletlere sahip olan fertler ile mümkündür.

Kabuğa/kışıra aldananların, medeniliği ve insanlığı sözde ve şekilde arayan, görünüşte modern/medeniydi ama diyenlerin, René Guénon’un ifâdesiyle “hayvanî insan” konusunda çok tecrübeli olduklarına eminim, eğer kazıkların çetelesi ellerindeyse…

Testi kırılmadan içindeki dışına sızıyorken, göremedim farkında değildimki, testi kırılınca içindekini farkettim diyenleri de bir nebzecik mazur görmeli mi yine de !

Ne diyelim, bitli baklanın kör alıcısı olur…

Prof.Dr.Suat KIYAK

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ