19 Mayıs 1968 Kömürhan Mevkii Otobüs Kazası

Köşe Yazıları

Malatya-Akçadağ Köy Enstitüsü’nün devamı olan Akçadağ İlköğretmen Okulu ile Tunceli İlköğretmen Okulu’unun bölgenin eğitim-kültür, siyaset ve yakın tarih açısından önemini anlatan bir çalışma henüz yapılmamıştır. Bazı yayınlardaki dağınık bilgiler bile bu okulların önemi hakkında ipuçları vermektedir. Bugün Tunceli Üniversitesinin kurucu kadroları Elazığlılardan oluştuğu gibi dün de bu şehrin öğretmen okulunun kurucu kadrosu ve ilk öğrencilerinin önemli bir kısmı Elazığlılardan oluşmuştu. Mesela okulun kurucu müdürü, Fatih Kısaparmak’ın babası eğitimci Necip Güngör Kısaparmak’tı… Bilhassa Tunceli Öğretmen Okulu’nun öğretmenleri umumiyetle yeni mezun gençlerden ve sürgünlerden oluşurdu.

Bu yazımızın konusu, bahsi geçen iki eğitim kurumunun tarihi, kuruluş amacı, stratejik önemi değildir. Bunlar kapsamlı bir doktora tezi konusudur. Aslında başka bir yazı ile meşgulken grubumuzda Kömürhan Köprüsü’nün bir fotoğrafına yazılan yorumlarda bir trafik kazasıyla ilgili bazı soru işaretlerini ve çelişkileri görünce bu müessif olayın izini sürdüm. Elde ettiğim bilgileri bu yazı çerçevesinde sizlere arz edeceğim.

Efendim, adı geçen öğretmen okullarının idarecileri hem öğrencileri sağ sol kavgalarından uzak tutmak hem de aynı hedefler doğrultusunda eğitim gördüklerinden onların birbirleriyle tanışıklıklarını sağlamak maksadıyla spor müsabakası yapma kararı alırlar. Yıl 1968’dir. Yaklaşan 19 Mayıs Bayramının resmî tatil olması hasebiyle o günü de içine alan bir gezi programı düzenlenecek, bu gezi esnasında aynı zamanda futbol ve voleybol maçı oynanacak, folklor ekibi gösteri yapacaktır. Önce Tunceli Öğretmen Okulu’nun Akçadağ’a gitmesi kararlaştırılır. Okulun Eğitim Şefi, edebiyat öğretmeni Gıyasettin Aydın, Akçadağ’a götürmek üzere 40 öğrenci ve öğretmeni seçer… Gıyasettin Hoca çok disiplinli ve her öğrenciyle yakından ilgilenen bir idarecidir. Okulun futbol takımında oynayan ekip dışında tercihini sevdiği öğrencilerden ve iyi anlaştığı öğretmenlerden yana yapar. Meselâ bir sınıfa daha önce kızdığı için o sınıftan hiç öğrenci seçmez…

19 Mayıs 1968 Pazar günü Tunceli’den Malatya’ya doğru yola çıkılır. 24 AK 871 plakalı Magirus Deutz Havalı Apollo tipi otobüs tamamen doludur. Otobüs Elazığ’ı geçer, Kömürhan virajlarını inerken bir habere göre aşırı hız, diğerine göre fren boşalması sebebiyle keskin bir virajı alamaz ve 100 metre derinliğindeki şarampolden Cabis Deresine uçar, paramparça olur… Demir yığınına dönen otobüste 6’sı öğrenci 7’si öğretmen olmak üzere 13 kişi olay yerinde hayatını kaybeder. Yaralılar yoldan geçen araçlarla Elazığ Devlet Hastanesine kaldırılır. Ağır yaralılardan bir kısmının hastanede vefat etmesi sebebiyle bu sayının 20’yi geçtiği ifade edilmektedir. Yaralılar için kullanılmak üzere buzdolabı olan evlerden hastaneye buz taşınır, bazı kazazedelerin iyileşme süreci ayları bulur. Hurda halindeki otobüs Beyaz Çeşme’nin karşısında kışın odun ambarı yapılan boş arsaya getirilir, oradan geçen herkes bu kanlı enkazı üzüntüyle seyreder.

Kazayı 21 Mayıs 1968 tarihli nüshasında ilk sayfadan haber yapan Cumhuriyet Gazetesi olay yerinde ölenlerin isimlerini şöyle kayda geçer:

Öğretmenler:

Gıyasettin Aydın (Eğitim Şefi, edebiyat öğretmeni, 1946, Nevşehir doğumlu.)

Yıldıray Özdemir (Tarih öğretmeni, 1943, Umurbey/ Çanakkale)

Mehmet Esat Erken (Resim öğretmeni, 1947, Ordu)

Orhan Gür (Edebiyat öğretmeni, 1948, Kilis)

Bilal Özkan (Fen dersleri öğretmeni, 1949, Çankırı)

Tahsin Özdursun (Beden Eğitimi öğretmeni)

Esin Yılmaz (Psikoloji öğretmeni, aynı zamandan uygulama hocası, Ankara)

Öğrenciler:

Halit Oğuz (1949, Ağın/Elazığ, 19 yaşında)

Muzaffer Görgülüer (1948, Baskil/Elazığ, 20 yaşında)

Vehbi Yeter (1953, Çemişgezek/Tunceli, 15 yaşında)

Şemsi Özen (1950, Baskil/Elazığ, 18 yaşında)

Murat Oran (1949, Hozat/Tunceli, 19 yaşında)

Muammer Akın (1950, Çemişgezek/Tunceli, 18 yaşında)

Yaralıların bir kısmının adı ise şöyledir: Hasan Ekşi, Hüseyin Özgen, İbrahim Yılmaz, Ali Aydın, Abbas Tuncer, Şadiye Dönümcü, Mustafa Yıldırım, Mustafa Tanyeri, Ali Aydoğdu, Mesut Kuyrukluyıldız, Hüseyin Bozkurt, Murat Gültekin, Mehmet Demirel, Mustafa Yarıcı, İsmail İkican, Aziz Çaltık, Salib Özdursun, Kemal Özteke, Şefik Koç, Ali Dursun Kelebek, Orhan Özçelik. Bunlar arsında bulunan Murat Gültekin ve Mustafa Yarıcı ölü zannedilerek morga kaldırılmışken bir hastane görevlisinin dikkati sayesinde hayata tutunabilmişlerdir.

Kazayı 21 Mayıs 1968 tarihli nüshasında “Feci Kazadan Sonra” başlığıyla haberleştiren Cumhuriyet Gazetesi “Akçadağ Öğretmen Okulunu ziyarete gitmekte olan Tunceli Öğretmen Okulu öğrenci ve öğretmenlerini taşıyan otobüsün Elazığ-Malatya yolunda fazla hızdan devrilerek Cabis Deresine uçmasıyla meydana gelen kazada ölenlerin sayısı 13’e yükselmiştir… Kaza yerinde otobüsün altında halen ölü olup olmadığı gazetemizin baskıya verildiği saatlere kadar tesbit edilememiştir. Yaralıların tedavilerine başlanmıştır. Otobüs şoförü de yaralılar arasındadır. Otobüste 38 kişinin bulunduğu tahmin edilmektedir.” cümlelerine yer vermiştir.

21 Mayıs 1968 tarihli Halka ve Olaylara Tercüman da bu kazayı ilk sayfaya taşıyan gazetelerdendir. “Elazığ’da Bir Otobüs Dereye Uçtu, 13 Öğrenci ve Öğretmen Can Verdi” başlığı taşıyan haberin ayrıntıları şu şekildedir:

İki günlük tatilden istifade etmek için bu bölgedeki öğretmen okullarına mensup öğretmen ve öğrencilerden müteşekkil 37 kişilik bir kafileyi Akçadağ Öğretmen Okuluna götürürken Malatya-Elazığ arasındaki Kömürhan mevkiinde fazla sür’atten rot çubuğu kırılarak 100 metre derinliğinde bir dereye uçan otobüste 13 kişi ölmüş, 22 kişi ağır surette yaralanmıştır. Otobüs dört takla atarak deredeki bir kayanın üzerine çakılı kalmış, ilk anda altısı öğretmen, altısı öğrenci, bir de öğretmen babası olmak üzere 13 kişi can vermiş, 23 yaralı da Elazığ Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştır…

Kaza bölgede büyük yankı yaratır… Mahalli gazeteler renksiz olarak ve siyah manşetlerle çıkar. Okullarda günlerce törenler yapılır, yaslar tutulur. Hattâ Tunceli Öğretmen Okulu bir haftalık ölüm sessizliğinden sonra resmen olmasa da fiilen tatile girer… Evlerden, mahallelerden yüreği yanık insanların feryatları yükselir…

Kaza bazı öğrenci ve öğretmenlerde kalıcı sakatlıklar bırakır… Hâlen yaşayanların bir kısmı geçen 53 yıla rağmen ne bu elim hadiseyi ne meslektaşlarını/ arkadaşlarını unutabilmişlerdir.

Elazığ’da bir zamanlar bu tarz acıları destanlaştıran halk şâirleri vardı… Hattâ bazı yörelerde sesi güzel âşıklar hem yazar hem de kasetlere ağıt havasında okurlardı; sonra da bu kayıtlar pazar yerleri gibi kalabalık ortamlarda gelen geçene dinletilirdi… Kim bilir belki onlardan biri en az 13 eğitimcinin hayatına mâl olan bu feci hâdiseyi de yazıp söylemiştir.

Aşağıda Cumhuriyet Gazetesinin konuyla ilgili 21 Mayıs 1968 tarihli haberinde kullandığı fotoğrafı görüyorsunuz. Fotoğraf Paki Şedele tarafından olay yerinde çekilmiş.

Doç.Dr.Ahmet Karataş

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ