BİLİMSEL ÇIKTILARIN İYİ VE KÖTÜ YANLARI -(1)…

BİLİMSEL ÇIKTILARIN İYİ VE KÖTÜ YANLARI -(1)…

İbn-i Sina der ki;“Bilim ve sanat, itibar görmediği toplumları terk eder”

Bilim, herkesin yargılamadan ve sorgulamadan üstünlüğünü kabul ettiği bir olgu… bu açıdan bakılınca bilgi güçtür, kudrettir…

Bilginin üretim mekanizması olan bilim gerçekten üstünlük sağlar mı ?

Mesela;
Atomun parçalanabileceğinin keşfi bu bilgiye sahip olanlara bir üstünlük sağlamadı mı !

Atom fiziği araştırmalarının sonucunda yapılan keşif atom bombası yapmaya sebep olmadı mı ?

Teorik fizikçilerin atom teorisinin ayrıntılı bir şekilde açıklaması, 20.yüzyıl başlarından itibaren başlayan çalışmalar, 1940’ların başlarında atomun içinde hapsolmuş (potansiyel) enerjinin bir bombaya dönüştürülebileceği ve üretilebileceğinin görülmesini sağladı…

40 laboratuarda Einstein ile iki yüzden fazla bilim insanının bir kaç yıllık çalışmaları sonucu geliştirilen ve de sonunda Japonya’nın Hiroshima ve Nagasaki şehirlerine ilk atom bombası atılmasını, yüzbinlerce insanın bir anda ölümünü hem de eriyip yok olarak ölümünün sebebi bilim ve bilim adamları değil miydi ?

Bu durum sadece bilimle uğraşanlara mı vebal yükler yoksa onlara destek olup alt yapıyı sağlayanlar, bilim politikalarına yön verenler de bundan sorumlu olurlar mı ?

Bu durumda bilim camiasının; bilimsel çalışmalar için ihtiyaç duyduğu finans/altyapı ve yasal destekler için ülkelerin yönetimine bağlı olarak çalışmalarının gerekliliği sorgulanmalı değil midir ?
Bilim adamlarının çalışmalarının motivasyonunun, vizyon ve/veya misyonunun ülkelerin yahut insanların ihtiyaçlarından bağımsız olduğunu söyleyebilir miyiz ?

Ya da, küresel ölçekte bilimsel/teknolojik gelişmelerin ekosistemlerdeki dengeyi bozarak canlılar ve insan aleyhine tehdit ve risk oluşturduğunu görmezlikten gelebilir miyiz ?

Araştırma sonuçları ve belgeler ile ispatlanmış bu tehlikeli gidişat karşısında duyarsız kalabilir miyiz ?

Gelecek kuşaklar için de bir tehdit oluşturan bu gelişmeleri ve buna benzer nicelerini görmezden gelebilir miyiz ?

Bilim tarihi, ülkelerin siyasi tarihleri ve insanlık tarihi, yukarıdaki sorulara cevaplar ile dolu.

☆☆☆

Temel bilimler araştırmalarında üretilen bilgilerin teknolojik ürün haline dönüşmesi; tıp, eczacılık gibi alanlarda 20.yüzyıldan itibaren insanoğluna sağlık alanında ciddi iyileşmeler sağlarken, mühendislik alanındaki araştırmalar da insan hayatına daha çok konfor olarak yansımaktadır.

Zirai araştırmalar kültür bitkileri açısından, yahut zootekni çalışmaları ise hayvan ıslahı açısından, besin kalitesi ve ürün artışı gibi olumlu sonuçları ile insan hayatına doğrudan veya dolaylı yansımaktadır. Ancak ve malesef besin kalitesi ve üretim artışı sadece gelişmiş ülkelere yaramış, gelişmemiş ülkelerdeki açlık şartlarını ortadan kaldırmamıştır.

Kimya alanındaki gelişmeler ve bunun teknolojik yansımaları modern(!) hayatın konforuna katkı sağlarken çevre kirliliği yükünü artırması, kanserojen maddelerin su/toprak/havaya salınmasını artırması çevre kirliliği açısından önemli bir sorun olarak insanoğlunun önünde durmaktadır.
DDT denilen böcek öldürücü kimyasalın üretilip yoğun bir şekilde kullanıldığı bir kaç on yılda kanserden ölüm vakaları hızla artmış, 1970’li yıllarda kullanımının yasaklanması cihetine gidilmiş, ülkemizde ise dünyadan on küsür yıl sonra kullanımı yasaklanmıştır.

Ya da fizik, elektronik ve bilgisayar alanında yapılan araştırmaların sonucu olarak hayatımıza giren X-Ray, röntgen, MR, Tomograf cihazları, nükleer tıp (sintigrafi), cep telefonu, baz istasyonu, nükleer enerji reaktörleri( bu reaktörlerde 1kg uranyum U235 izotopunun parçalanması ile meydana gelen enerji 1300 ton kömürün yakılması ile ortaya çıkan enerjiye eşittir, hava kirliliğine sebep olmaz, karbondioksit emisyonu oluşmaz, sera etkisi ve küresel ısınma sebeplerine katkı sağlamaz) birer ni’met iken insanı radyasyon etkisine maruz bırakmakta…taşıtların çevreye saldığı egzostta bulunan kurşun, yahut uzun yıllar fren balataları için kullanılmış asbest, civardaki canlılara potansiyel zarar oluşturmakta değil mi ?

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler ve bunların teknolojik uygulamaları medeniyeti ileri noktalara taşırken, insanlardan insanî olan bir çok şeyleri de alıp götürmekte midir acaba ?…

☆☆☆

Macar asıllı bilim adamı, Dennis Gabor hem fizikçi aynı zamanda da elektrik mühendisi…Optik sahada çalışmış olan Gabor hologramın mucidi olarak bilinir, 1971 nobel fizik ödülü’nü almıştır. Gabor; “küçük parçaların bütünü nasıl temsil edebildiği” fikri ile öğrencilerine farklı bir bakış açısı kazandırmaya çalışmıştır.
Gabor’un laser ışınları ile ilgili temel çalışmaları bugün lazeri işaretçi olarak kullanmaya kadar kapılar açmıştır !

Dennis Gabor’un meşhur bir sözü:
“Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu,onu icad etmektir”

Prof.Dr.Suat KIYAK

Yazarın Tüm Yazılarını Görmek İçin TIKLAYINIZ